En küçük azarlama bana kulakları sağır eden bir gökgürültüsü gibi gelirdi ve beni o kadar büyük bir güçle yere sererdi ki çıldıracak gibi olurdum. Bu tür azarlamalar karşılık vermek şöyle dursun nesilden nesile ve sonsuz çağlar boyunca yankılanan derin bir 'gerçeğin' beyanı gibiydi.Bu gerçeği ihtiva edecek gücüm olmadığı için o yaştayken bile insanlar arasında yaşayamayacağımdan şüphelenmeye başlamıştım.
Görünür de her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum,bir ipte yürüyordum, ter içindeydim, onları eğlendirdikçe felaket ihtimali her an yaklaşıyordu.
Çocukluğumdan beri zayıf bir yapıya sahiptim ve yatak meskenim olmuştu.Orada uzandığımı hatırlıyorum;çarşaflara,yastık yüzüne ,yorgan kılıfına ve diğer şeylere bakar ve sıkıcı tasarımlarını düşünürdüm.Bunların ilginç bir şekilde kullanışlı olduğunu on iki yaşıma yaklaştığımda anladım ve insanların bu kadar hesaplı yaşaması beni hayal kırıklığına uğratmış ve üzmüştü.