Üç kadın bir evin içindeydi. ayrı odalarda, ayrı dünyalardaydı. Üçü de kendi kadar sanıyordu yaşamayı. kendi çektiği, bildiği, sevdiği, istediği kadardı sanki hayat. Üçünün bildiği bir şey vardı ki aynı soyadını taşımak aile olmak demek değildi. Ve bir insanı öldürmek için illa silah gerekmezdi. gizlenen her sır, söylenen her yalan ve bizden esirgen sevgi,
birer suç aletiydi.
Yaz içinde bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve aynı zamanda hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığın ayrılıkların mevsimiydi.
Belki de bu yüzden onu gördüğüm an içimde yükselen o mutluluk ve heyecan aynı anda tanıdık bir korkuya dönüşmüşve ona, ” Yaz,” demiştim.