withcarpediem

Acaba kule kendisini fotoğraflayanlara bakıp gülümsüyor mudur? Yoksa kibirle hatta usanmışlıkla gözlerini mi deviriyordur? Benim gözümde bir zamanlar genç kızların gönlünü yakmış, karizmatik bir jön edasıyla poz veriyor. Yaşlanmış ama yaşlanmak onun albenisini artırırken ihtişamını da büyütmüş, gözlerine tecrübe sirayet etmiş; taşları daha sağlam, kökleri daha derin, gözleri daha lütufkâr ve gülüşü İstanbul manzarasına apayrı bir mana katıyor. Kahkahası İstanbul'u şenlendiriyor, tebessümü büyüleyici. Bu yüzden dahil olduğu her fotoğraf, doğuştan güzel.
Sayfa 375 - Bahar, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Reklam
Ben Selma'nın evrende gezerken yanlışlıkla dünyaya uğramış, burada sadece otuz beş sene yaşayabilmiş bir melek olduğuna inanıyorum. Buraya ait değildi, burada tutamadım, ait olduğu yere döndü. Ve ömrünün sadece on üç senesinde benimleydi. Bu süre zarfında biz hiç dünyaya ayak basmadık, hep pembe bulutların üstündeydik. Gerçek dünya ayaklarımızın altında kaldı. Selma öylesine bu dünyadan değildi ki, giderken onu toprağın koynuna bırakamazdım. Bir buluta yatırdım, orada kalıp uyudu. Yanında durmak istedim, olmadı, yere düştüm. Gerçek dünyayla tanışmam kırk iki yaşıma denk düştü
Sayfa 354 - Rafet, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
"Kökünün yerini değiştirdiğin çiçekten meshulsün..."
Sayfa 349 - Selma, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Yürü dediler yürüdüm, kalabalıklardan geçtik, camii avlusunda "merhumeye hakkınızı helal ediyor musunuz?" dediler. Namaza durduk, çok kalabalıktı. Mezara gittik, üç beş zaman önce boş gördüğüm toprağa bu kez bembeyaz kumaşlara sardıkları birini yatırdılar. Selma mı bilmem. Açıp yüzüne bakmadım. Elime kürek verdiler, toprak attım üstüne. Çok tantanalı bir gündü. Herkesin ağzında aynı şey. "Başın sağ olsun, başın sağ olsun, başın sağ olsun." Tamam olsun da, benim derdim bir an önce eve gidip Selma'nın yanına yatmaktı. Eve gittim, Selma yok. Ölmek böyle işte. Dün vardı, bugün yok oldu.
Sayfa 344 - Rafet, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Bir insanın yanında kalmasını her şeyden çok isterken, canının acısına katlanamamak nasıl bir şey bilmiyorsunuz. Ozan doktor olduğu için bildiğini sanıyor. Hastanede görüyormuş, sevdikleri sevdiklerinin elini tutuyormuş. Onu bundan mahrum bırakmışız... Başkasının acısını görmek mahrum kaldığını zannettiklerinin romantizmiyle başını döndürüyor. Laf... Bomboş laf. Selma'nın ellerini öperken "Al artık canını," diye yalvardım ben Allah'a. "Al artık da kurtulsun."
Sayfa 343 - Rafet, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Reklam