Çok, çok çok sevdim... Taylor Jenkins Reid'in en sevilen kitaplarından biri olmasına şaşmalı. Önce biraz konusundan bahsedip sonra kitap ile ilgili fikirlerimi söyleyeceğim. Kitap, yaşlanmış ve efsaneleşmiş Hollywood yıldızı Evelyn Hugo’nun hayat hikâyesini anlatmak istemesiyle başlıyor. Evelyn hayat hikayesini anlatmak için özellikle genç ve pek tanınmayan bir dergi editörü olan Monique Grant’ı seçmesiyle de şekilleniyor. Ve kitaptan kazanacağı bütün tekifin onun olacağını söylüyor ama bir şartı var. Her şey dürüstlükle anlatılacak ve o ölmeden o kitap basılmayacak. Tabii ki Evelyn'in, Monique'yi seçmesi boşuna değil bir sebebi ve kitap ilerledikçe bu ortaya çıkıyor. O yüzden ortada bir gizem de mevcut. Evelyn her gün evine gelen Monique'ye baştan başlayarak hikayesini anlatmaya başlıyor. Yedi kocasının da ayrı ayrı hikayelerini okuyoruz, hepsini okumak çok ilgi çekiciydi. Ama aslında perde arkasında gizenen çok büyük bir aşk var. Spoiler olmaması için çok ayrıntı veremiyorum. Harry ile o kadar güzel bir dostlukları vardı ki bayıldım. Zaten en sevdiğim kocası oydu diyebilirim. Hayatında pek çok hata yapmış ve ona pek çok hata yapılan bir karakterdi. Bazen iyi bir şey yapmaya çalışırken bile maalesef ki kötü sonuçlar doğurdu. Celia ile yaşadıkları şeylerde ikisinin de hatalı olduğu yerler olduğunu düşünüyorum. Toplumun değer yargıları, kariyerlerini koruma isteği, dikkat dağıtma çabaları onların ilişkisini daha kırılgan ve yıkıcı yaptı. Kitabın en sevdiğim kısımlarından biri bir insanın hayatını doğrusuyla yanlışıyla anlatabilme başarısıydı. Evelyn dışarıdan mükemmel gibi görünen ama herkes gibi kusurları, eksikleri, yanlışları olan bir karakter ve kendini iyi biri olarak lanse etmiyor. Monique'den istediği de bu, onu nasıl anladıysa öyle anlatması. Herkesin gidip onun