withcarpediem

Bahar elini göğe doğru kaldırıp yüzüğüne baktı. Ozan bir müddet aynı manzarayı Bahar'la beraber seyretti. Akabinde işaret parmağı bulutlara uzandı. "Annem suralarda bir yerlerde, bizi seyrediyor." dedikten sonra gülümseyerek bir buluta doğru seslendi. "Anne bak, yüzüğünün bendeki ömrü ne kısaymış. En az seninki kadar ince bir parmağa konuverdi. Ama biliyorum, upuzun bir ömrü olacak."
Sayfa 478 - Bahar, Ozan, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Reklam
Bahar'a bakarak konuşurken, kızın titrek parmaklarından birine yüzüğü taktı. Bahar inciyi gözleriyle seviyordu. Bunca heyecan karşısında parmaklarının titremesi olağandı, bereket ki ayakta değildi; yoksa bu bacaklar onu taşımazdı. Ama ya göğüs kafesine sığmayan kalbi? Ya şu şişen ciğer- leri? Yüzük parmağını sıkarcasına yerine oturdu, Bahar gözlerini Ozan'a çevirip "Ömrümün sonuna kadar." dedi. "Yalnız seni sevdim, hep seni seveceğim." "Saçların uzadığında," dedi Ozan. İçi içine sığmamak böyle bir şey miydi? Gölde yüzse, gökte uçtısına, şu ağaca konsa, sonra çiçek olup açsa... Hah bir balon olsa da şu ağacın dalına bağlansa; ne yerde ne gökte; öylece yaşayıp gitse. İşte öyle hissediyordu; içine mutluluk üflenmiş, onunla vücut bulmuş bir balon gibi. Cümle kuramayan çocuklar gibi. Sayı saymayı ögrenen talebeler gibi... Iste öyle hissediyordu; içine mutluluk üflenmiş, onla vücut renen talebeler gibi... Bilmem kaç kez aynı şeyi söyleyip durdu. "Saçların uzadığında...
Sayfa 477 - Bahar, Ozan, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Ozan, Bahar'dan birkaç santim uzaklaşmak pahasına sırt üstü uzanıp göğe baktı, göklerde bir yer ile konuştu. "Kaç kere sordum, bir evet dedirtmedin, şimdi şu haldeyken mi olacaktı? Ben değil de o mu soracaktı?" Dudaklarını ısırıyordu durmadan. Bahar da göğe çevirdi yüzünü. "Yüzüğümü vermedi ama olsun. Hem daha küçük şartlarımı duymadı, belki cevabı değişir." "Ne şartı?" Telaşla sordu Ozan. Cevaptan korkarak cevap bekledi. "Bak şu sorunun, şu cevabın üzerine beni üzersen, cennet sana küser." "Şey..." dedi Bahar. Ürkekti sesi. "Biraz zaman istiyorum senden," derken açıklamak ister gibiydi. "İşe başlayıp kendi paramı kazanmak istiyorum. Biraz harcamak, biraz biriktirmek, ne bileyim... Hemen yarın öbür gün deme. Bir ay iki ay sonra da deme." İçinden neler demiyordu ki... Ama ağzını açsa bile konuşamayacak kadar mutlu hissetti. Bu yüzden kolları kıza uzandı, onu çocuk gibi kavrayıp göğsüne çekti. Nasıl nefes alacağını bile düşünmeden sıkı sıkı sardı. Dudakları binlerce şükür sıralarken Bahar'ın bir yerlerini öyle çok öptü ki "Sanırım nefes alamıyorum," diyen Bahar'ı duyması mucizeydi. Duyunca kolları gevşese bile sarmaladığı bedeni özgür bırakmadı. Özgürlük demişken, saçları ne güzeldi, ne özgürdü, ne başı boş dalgalar deniziydi! Parmakları coşkuyla o denize daldı, daldıkları yerden çıkamadılar ve Ozan fütursuzca gülmeye başladı. Bahar'ın yüzünü görebilmek için bir kol boyu geri çekilirken "Saçların uzadığında," dedi. Sesi yumuşacıktı, rica eder gibiydi, bal tadındaydı.
Sayfa 475 - Bahar, Ozan, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
İkisi de hızla konuşurken başları kademe kademe eğildi. Büyük bir sırrı kulaktan kulağa fısıldayacak kadar yakınlardı. Sonunda en alçak sesiyle "Sana evlenme teklif ediyorum Ozan," dedi Bahar. Sonra heceledi. "Ev-len-me tek-li-fi." Ozan duyduğuyla ellerini ağzında birleştirdi. Dehşetengiz gözlerle baktı Bahar'a. Birkaç santim de olsa uzaklaşmıştı yüzleri; koca gözlerle birbirlerine bakıyor ama konuşmuyorlardı. Çok sonra "Bak,” dedi Ozan. "Ciddiye alırım... Ona göre cevap veririm... Sonra benim hayallerimi kırar dökersen..." Sorumluluğun ağırlığıyla yutkundu Bahar. Elindeki çiçek demetini Ozan'ın göz hizasında uzattı. "Benimle evlenir misin Ozan?" dedi. Ozan öyle uzun baktı ki sonunda dayanamayan Bahar, "İstersen diz çöküp de sorayım," dedi.
Sayfa 474 - Bahar, Ozan, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
"Günlerdir doğum gününde sana ne alabileceğimi düşünüyorum. Düşünmekten kafayı yedim ama yine de aklıma bir şey gelmedi." Ozan'ın yüzüne döndü. "Bir şey satın almaktan bahsetmiyorum, hayır, ona hediye demem mümkün değil. Seni mutlu edecek bir şey arıyorum." Gözleri buluşunca "Sen bana ömrümün en güzel gününü yaşattın zaten," dedi Ozan. "En değerli varlıklarımı, olabilecek en kıymetli yerde bir araya getirdin." Biliyorum dercesine başını salladı Bahar. Evet, bunun parasal bir karşılığı yoktu, olamazdı, aradığı da böyle bir şeydi. "Her sabah senin yanında uyandığım için Allah'a bin kere şükrediyorum. Başka ne hediye isteyeyim senden?" Onu da biliyorum dercesine başını salladı Bahar. "Ama yine de, düşündüm ki..." Yerinden doğrulup bağdaş kurdu. Öyle yakınlardı ki, Ozan'ın bir eli zahmetsizce Bahar'ın dizine dokundu. "Düşündüm ki, yani kendimce bunun seni mutlu edeceğine inanarak, elbette beni de mutlu edeceğini bilerek, yani aslında hediye gibi değil de, yani hediye verir gibi değil de daha çok hediye alır gibi; yani böyle de değil ama sadece mutlu bir güne tesadüf etsin diye; diyecektim ki, ben..." Peş peşe birçok kere yutkunduktan sonra yere bıraktığı çiçek demetini düşünmeden eline aldı ve Ozan'a uzatarak "Ben şu yüzüklerden birine talibim," dedi.
Sayfa 473 - Bahar, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu
Reklam