Otuzlu ve kırklı yaşlarını geçmiş insanların bu saftirik hallerini sen de sık sık fark etmişsindir eminim. Unutkanlıktan söz etmiyorum. Öylesi yanıltıcı ve kolay olur; ah babamız (veya dedemiz) ya da ah anneciğimiz (veya ninemiz), artık çok yaşlandılar, unutkanlaştılar demek kolaya kaçmak olur. Çünkü bazı şeyler, hayatın bazı katı gerçekleri kaç yaşına gelirsen gel unutulmaz. Bir hendek, derin bir yarık vardır mesela; çocukken üstüne atılmış bir tahtaya basıp geçmişsindir. Otuz beş kırk yıl sonra ayak sürüyerek, titrek adımlarla geri geldiğinde tahta yerinde yoktur; varlığını bile hatırlamayabilirsin ama bir zamanlar üzerinde tahta uzanan o boşluğun yerçekimine adım atmazsın. Babamın durumu buydu o sırada...
Eğer uzun yollar aşmaya ve saçma şeyleri sevmeye cesaretin olduysa yaşamın boyunca topladığın ve sonra bir kenara attığın en basit öğeden bile öğrendiğin bir şey mutlaka vardır.