Rasim Ozdenoren' e ait okuduğum ilk kitap. Sanirim yazarla tanışmak için güzel bir seçim oldu. Kalemi güçlü, dili akıcı. Hic sıkılmadan bir günde okudum kitabi.
Kitapta iki ayrı hikaye işleniyor. Biri Kurtuluş Savaşı ndan sonra 50 yıl boyunca kendini eve hapsedip gül yetiştiren 80 yaşındaki bir adamın hikayesi diğeri Sitare isimli genç bir kadının öyküsü.
Kitapta Anadolu insanın batılılaşma yolunda yaşadığı kültürel değişiklikler her iki kahramanın hayat yolculuğunda ustaca bir dille okuyucuya sunuluyor.
Marquez e ait okuduğum 3. kitap. İlk kitabı Yüzyıllık Yalnızlık, ikinci kitabi ise Kırmızı Pazartesi idi. Marquez kalemi çok güçlü bir yazar. Kitaplarında yaşadığı coğrafyayı çok güzel yansıtıyor bence. Kitaplarını okurken en çok zorlandığım nokta kahramanların isimleri buna da cozumumum kendime göre isimlendirmek.
Ask ve Öbür Cinler de kuduz bir köpek tarafından ısırılan 12 yaşındaki bir kız cocugunun o dönemin cahilce düşüncesiyle cin çarpmış denilerek bir manastıra kapatılmasıyla başlıyor. Kızın bedeninden cin çıkarmakla görevli peder kıza ilk andan itibaren aşık olur. Karşılıklı bir sevgiyle birbirine bağlanan aşıkların hayalleri kilisenin bağnaz düşünceleriyle küle döner.
Kitap sadece bir aşkın öyküsünü anlatmaz bize. Ayrica ortacagin karanlık,bağnaz düşüncelerini de okuyuca sunar. Cehaletin ne yaman bir ateş olduğunu kitapta bir kez daha görüyoruz.
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma