Merhaba 1k okurları!
Nedendir bilmem, daha küçücük çocuktum, dileklerimi uyumadan önce gözlerimi yumar, yıldızlarla dolu geceyi hayal ederek dilerdim Yaradan'dan. Dualarımı şimdi hatılıyorum da, neyi nasıl dua ettiysem, kelimesi kelimesine yerine gelmiş. Dua ederdim; "Allah'ım bana sevdiklerimin ölümünü gösterme lütfen." O kadar içten söylerdim ki bunu. Anneannemi, babaannemi, dedemi düşünerek, hiçbirinin son nefesinde son bir kez yanlarında olamadım. Dileğim birebir gerçekleşmişti. Oysa "gösterme," değil de, başka kelimeleri ifade ederek dua etseydim, belki daha farklı olurdu.
Alın yazımız biz doğarken yazılmış olur ama kaderimizi dileklerimizle oluştururuz. Nasıl mı? Ağzımızdan çıkan her söz, hissedilerek söylenmişse bir şekilde bizi etkiliyor.
Ne derler? Duymuşsunuzdur; "Ahım arşa çıktı. Ahım tutar." Bu sözde içten edilen feryat dolu dilek, istek, imdat çığlığı vardır. Hani diyor ya kitapta; "Olumlu, ya da olumsuz, söylediğiniz her sözü Evren olumlu algılar. Evren için negatif yoktur."(Özetledim)
"Güne nasıl başlarsan, öyle devam eder,"miş. Kitabı okuduğum günden, hatta okumaya başladığım günden her sabah gözlerimin taaa derinlerine bakıyorum. Kendimi arıyorum orada. Hatta 'ben'imle konuşuyorum. Hayır, kafayı yemedim, aklımı da kaçırmadım. Yıllarca ihmal ettiğim 'ben'i, içimdeki "Güneş çocuğu"mu bulup onu hayata döndürmeye çalışıyorum. Ne zaman "Gölge çocuğ"um kendi sesini duyurmaya çalışsa hemen "Güneş çocuğum" dan yardım alıyorum.
Ben yıllar önce çok ama çok içten bir dilek dilemiştim. Kimse bana inanmadı. Benimle alay ettiler. Hatta 'imkansız' dediler. Ama ben inandım. Umudumu kaybetmedim. Ve dileğim hiç beklenmedik şekilde yerine geldi.
Şu duaları her gün yaparım. "Allah'ım kalbimdekini hakkımda hayırlı eyle. Hakkımda hayırlı olanı kalbime ver. İkisi