İşte kader hep böyle davranır bizlere, hemen arkamızdadır, omuzumuza dokunmak için elini çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hala, geçti gitti,gösteri bitti,yine aynı hikaye, diye homurdanıp dururuz.
Bir çırpıda okuyabileceginiz incecik bir kitap
José Saramago'nun "Bilinmeyen Adanın Öyküsü" adlı eseri, kısa ve sembolik bir anlatı olmasına rağmen, derin felsefi ve edebi temalarla zenginleştirilmiş bir hikaye sunar.
Bilinmeyen adalari keşfetmek isteyen bir adamın kraldan tekne istemesi sonucu gösterdiği israra hayran olan temizlikçi kadının da kendini bulmak için ona katılmasıyla başlıyor kitap.
Mühim olan şeyin varış değil gidiş olduğunu,bu gidiş yolunda kişinin kendini bulduğuna vurgu yapılıyor.
Bilinmeyen adalari bulmaya çalışan adamın aslında kendini bulma arayışı. Bazen kendimizi bilmeyiz bunun için yazar şöyle diyor,"Kendinden dışarı, çıkıp kendine bakmadikca kim olduğunu asla bilemezsin."
Hikaye, insanın bilinmeyene duyduğu merakı ve keşif arzusunu simgeler. Bilinmeyen ada, hayallerin, umutların ve keşfedilmemiş potansiyelin sembolüdür.
Yolculuk, fiziksel bir keşiften çok, içsel bir yolculuktur. Karakterler, kendi kimliklerini ve anlamlarını ararlar. Bu tema, bireyin kendi varoluşunu sorgulaması ve anlam arayışı ile derinleşir.
Adamın kararlılığı ve inadına bağlı olarak bilinmeyen adayı araması, insanın hedeflerine ulaşma konusunda inanç ve azim sahibi olmasının önemini vurgular.
Kralın bürokrasisi ve hizmetçiler, toplumun ve otoritenin bireylerin hayallerini ve özgürlüklerini nasıl sınırlayabileceğini eleştirir.
José Saramago'nun kendine özgü anlatım tarzı, "Bilinmeyen Adanın Öyküsü"nde de kendini gösterir. Yazar, geleneksel noktalama işaretlerinden ve paragraflardan kaçınarak, uzun cümleler ve diyaloglarla akıcı bir anlatım sunar. Bu stil, hikayenin masalsı ve akıcı doğasını destekler ve okuyucuyu hikayeye daha derinlemesine çeker. Saramago'nun dili sade, ancak semboller ve imgelerle zenginleştirilmiştir.
İsimsiz Adam: Hayallerinin peşinden gitmeye