"Allah'a inananların, nice Kur'an hafızlarının, tesettürlülerin, sakallı müminlerin, kumar oynamayanların, faiz yemeyenlerin, alkol kullanmayanların Allah'ın önünde bir özürleri olmayacak... Eğer tebliğ etmiyorsa, mukaddesatına saldıranlara sesini çıkarmıyorsa, küfrün sesinin daha yüksek çıkmasına sebep oluyorsa, ahirette bir mazeretleri olmayacak."
Asiye Olmak derslerinde defterime düşmüş olduğum bir not.
"Biz, harpten muzaffer çıkan istiklâlini alan bir millet değil miyiz? Evet. Peki, bu millet ne için Yunanla harp etti? Belki Yunan gelirse, dinimi değiştirir, ezanımı değiştirir, yazımı değiştirir, dilimi değiştirir, kıyafetimi değiştirir diye harp etmedi mi? Ee! Bunların hepsini sen yaptıktan sonra, birader, sen daha mı gavursun yahu!.." diye aralarında konuşurlardı.
"Demek ki, plan çok dikkatli yapılmış; hanedandan Fatihlerin, Yıldırımların, Muradların, Kanunilerin, Selimlerin evladından erkek veya kadın hiçbir ferdin memlekette bırakılmamasının sebebi, demek ki buymuş..."
"Evet ağabey, dikkat buyurun. Fethi Bey kimdir? Dünkü İttihatçı. Memleketin canını yakmış, talan etmiş eşkıyadan birisi... Bu zat geliyor, Konya gibi yerden rey alıyor; Aşık Mehmed ona destan yazıyor; fısıltı, Fethi Bey kazanacak, dedirtiyor. Onun yerinde hanedandan birisi olsaydı, bir de seçim yapılsaydı, kim bilir ne olacaktı?"