'' Bir çok kez seni gördüm'' dedi, “
kulağıma fısıldayan sesi sıcaktı.'' bir çok kez yanıma geldin. Bazen rüya gördüğüm zamanlarda. Ateşler içinde yattığım zamanlarda. Çok korktuğum ve çok yalnız hissettiğim zamanlarda. Ölmeyi istediğim zamanlarda. Sana ihtiyacım olduğu zamanlarda seni görüyordum. Gülümsüyordun, kıvırcık saçların yüzüme değiyordu. Ancak hiç konuşmadın ve bana hiç dokunmadın''
''Şimdi dokunabiliyorum,'' uzandım, şakaklarına, kulağına, yanağına ve çenesine kibarca dokundum. Elim ensesine, bakır saçlarının altına gitti ve sonunda başını kaldırdı ve yüzümü ellerinin arasına aldı. Koyu mavi gözlerinde aşk güçlü bir şekilde parıldıyordu.
'' Korkma '' dedi yumuşak bir sesle. ''Artık sadece ikimiz varız.''
''Seni bulacağım'', diye kulağıma fısıldadı. ''söz veriyorum. Eğer arafta iki yüz yıl dayanırsam, sensiz iki yüz yıl...İşte o zaman benim cezam olur, suçlarımdan dolayı kazandığım cezam. Yalan söylediğim, öldürdüğüm ve çaldığım için; ihanet edip, insanların güvenlerini kırdığım için. Ama yalanları dengeleyecek tek şey var. Tanrının karşısına çıktığım zaman geri kalanı dengelemek için tek bir şey söyleyeceğim..
'' Yüce Tanrım bana eşsiz bir kadın verdin ve Tanrım, ben onu çok sevdim''
''Sakın kıpırdama ,Sassenach''dedi Jamie ''sadece bir an, mo duinne... böyle kal.'' Omzuma dokunana kadar onun sözüne uyarak öylece kaldım. '' Tamam Sassenach''dedi. ''Sadece yüzüne vuran alev ve rüzgarda esen saçlarınla öyle güzel görünüyordun ki. Bu anı hafızama kazımak istedim.''
''Sassenach'' ilk gördüğümden beri bana böyle diyordu. Gaelce yabancı demekti. Bir ingiliz insanı. İlk başta jest olsun diye sonra da alışkanlıktan böyle demeye başlamıştı.