İçim kan ağlarken gülmeye, şarkı söylemeye, ıslık çalmaya başlıyordum. O kadar ki, kalbim, nihayet bu neşenin yalanına inanıyor, suya konan kuru çiçekler gibi titreye titreye canlanmaya başlıyordu.
Ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikayet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar.
Bu vatan;
İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gönül bahçesine girercesine,
şu kara toprağa girenlerindir...
Tarihin dilinden düşmez bu destan
Nehirler gazidir,
Dağlar kahraman.
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can vermek sırrına erenlerindir...
Orhan Gökay