Önemli kişilerin oyununa kurban olduğunu, aldandığını anlatmak isterdim ona. Deney satarak geçinenleri bilirim. Hayatlarını sersemlik ve dalgınlık içinde geçirip durmuşlardır. Sabırsızlanıp evlenmişler, rasgele çocuk yapmışlar, öteki insanlarla kahvelerde, evlenme törenlerinde, cenazelerde karşılaşmışlardır. Ara sıra, kargaşaya kapılıp başlarına ne geldiğini anlamadan debelenip durmuşlardır. Çevrelerinde olup biten her şey, onların görüş alanının dışında başlamış ve sona ermiştir. Upuzun kara biçimler, uzaklardan gelen olaylar yanlarından geçip gitmiş, onlara bakmak istedikleri an, her şey çoktan sona ermiştir. Kırk yaşına gelince o minicik inatçılıklarını ve birkaç atasözünü deney diye adlandırmışlardır. Para atılınca bir şeyler veren makinelere dönmüşlerdir. Sol deliğe bir beşlik atınca, yaldızlı kağıda sarılı kıssalar; sağdakine bir beşlik atınca, dişlere yumuşacık karamelalar gibi yapışan değerli öğütler alırsınız.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kahvede on beş yirmi kişi var henüz: bekârlar, fen memurlar, müstahdemler. Aşevimiz diye adlandırdıkları aile pansiyonlarında tez elden bir şeyler atıştırdıktan sonra, biraz da lükse ihtiyaçları olduğu için, zarla poker oynarlar. Biraz gürültü de ederler, ama uzun sürmez, canımı da sıkmaz zaten. Var olmak için onların da birlikte bulunmaları gerekiyor. Bense yalnız, yapayalnız yaşıyorum. Kimseyle konuşmuyorum, hiç kimseyle. Tek bir bağlantım yok.
'Gerektiği zaman bir insana acı çektirmekten ürkecek kadar korkak değilim.' Evet, öyle tabi; ama Mathieu hep söylediklerinin aksini yapardı; insanlara acı çektirebilecek kadar cesur olmamıştı hiçbir zaman.
"İnsanları şemsiyeymiş ya da dikiş makinesiymiş gibi etiketleyip sıra sıra dizip ayırmak tutkularıyla Tanrı hepsinin belasını versin," diye düşündü. "Ben değilim... O da değilim, bu da değilim... Hiçbir zaman bir şey olmadım!
Nasıl oldu bu, diye sordu doktor ama karısı ona cevap vermedi, sorulan soru taşıyor gözüktüğü anlama uygun olabilirdi, Nasıl oldu da öldü, ama aynı zamanda, Orada size ne yaptılar anlamına da gelebilirdi, yanıt ne birinin ne diğerinin yanıtı olabilirdi, öldü, hepsi bu, neden öldüğünün önemi yok, bir insanın neden öldüğünü sormak saçmadır, neden öldüğü zamanla unutulur, yalnızca bir tek sözcük kalır geriye, Öldü, ve bizler bu kapıdan çıkıp giden kadınlar değiliz artık, o kadınların söyleyeceği şeyleri biz söyleyemeyiz artık, ötekiler içinse, adlandırılamayan var, adı bu işte, bu kadar.