Kendinizi bir nehrin kenarında düşünün; gelen düşünceler, nehirde akıp giden tekneler. O teknelerin her birini fark etmek ama onlardan hiçbirine binip gitmemek gerek. Diyelim düşüncelerden birine takıldınız, yani bir tekneye atlayıp gidiyorsunuz. Bunu fark ettiğiniz anda hemen durup yine nehrin dışına çıkın ve izlemeye başlayın.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kültür, farkında olalım olmayalım, temel bir niyeti ifade eder.
"Ben" bilincinin baskın olduğu korku kültürü başarıyı tanımlarken sonuçlara bakıyor; sınavda notun kaç, mesleğinde pozisyonun ne ve maaşın ne kadar, şehirde hangi semtte ve ne tür bir evde oturuyorsun ve hangi sosyal sınıftan kişilerle konuşuyorsun? Böylece senin ne kadar başarılı olup olmadığına dışarıdan bakarak ben karar verebiliyorum.
"Biz" bilinci baskın sevgi kültüründe başarıyı tanımlarken ise sınav notu değil, dersi anlamaya ne kadar niyetlenip gayret ettiğine, mesleğini ne kadar anlamlı bulup sevdiğine, can dostu diyebileceğimiz gerçek dostlarının olmasına ve onlarla komşuluk yapıp yapmadığını bakılır.