"İslam, kendi tarihi boyunca uykuya dalmış ve geride kalmış toplumları uyandırıp harekete geçiren, yenilgiyi özümsemiş, zillet içinde yaşayan zavallı halklara izzet, şeref ve kudret bağışlayan bir din olduğunu göstermiştir."
Zira camiamız geleneksel bir ruha, miras yoluyla elde edilen değerlere, taklidi ve bilinçsiz bir imana sahiptir. Buna karşılık Batı kültürü yeni ve dinamik bir ruha, akli değerlere, bilimsel bir inkara, bilinçli bir kapitalizme, gerçekçi bir hayata sahiptir ve şehvetperest burjuva kültürüne, bütün ahlaki ve itikadi müeyyidelere karşı isyana, "hayatın kutsallığı" felsefesine, "tüketim asaleti", gücün ve hareketin kutsallığı ile " maddi ilerlemenin asaleti" felsefesine dayanır.