Berna

özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var, bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz. verdiğin bütün acılara dayanıyorsam, seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!
Sayfa 124·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ben böyle olsun istememiştim ya sana çok yakın ya senden çok uzak olmalıydım aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum sana gelmeye gücüm yetmemeliydi çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim dağda yanan bir çoban ateşi gibi gökte bir yıldız gibi seni görmeli seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım
Sayfa 79·Kitabı okuyor
sen sevildiğin için güzelsin bu kadar ben sevilmediğimden böyle çirkinim
Sayfa 67·Kitabı okuyor
verdiğin her kederin yüreğimde yeri var hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır hangi aynaya baktıysam seni gördüm gel desen gelemem git desen gidemem öl desen kanım akmaz anladım artık seni sevmek yüce bir şey anladım artık seni sevmek tanrıya yaklaşmak gibi
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Bazen zihin susar el konuşur. Mesela sevişirken, mesela hapishanede parmaklıklara dokunurken, ekmeğin sıcaklığını emerken... Aradan kaç yıl geçerse geçsin, el; sevgilinin ipeksi boynunda gezindiğini, soğuk hapishane demirlerine buz/ateş karışımı bir hisle dokunduğunu, çocukken fırından eve getirdiği ekmeğin içe işleyen sıcaklığını, bir Ankara kedisinin yumuşacık, ipeksi tüyleri altında kıpırdayan esnek kaslarını, bir dostun güven veren el sıkışını, ölü bir annenin alnına son veda dokunuşundaki şaşırtıcı soğukluğu, onun morgda yatan cesedinin sararmış ayağındaki başparmağa takılan zalim etiketin metal sertliğini ve daha böyle neleri, neleri, ne anıları, ne okşamaları, ne dokunuşları hatırlar.