avareliğin benim için çok verimli bir uğraş olduğu zamanlardı. Birçok sabahımı günün en kaymetli kısmını zevkle harcamak için kendimden çalardım. Param olmasa da kendimi zengin görürdüm, çünkü ceplerim yaz günleriyle ve güneşli saatlerle doluydu. Bunları tutumsuzca hazarken hiç pişmanlık duymazdım. Hatta dersliklerde ya da librikada harcadığım günlere yanardım.
Bedenimin aktmla bütünleşik oldugu ve havadaki mutuluğu her gözeneğinden içine çektiği nefis bir sabah yaşıyorum. Doğada tuhaf bir ozgürlük duygusuyla, sanki onun bir parçasıymışım gibi geziniyorum. Gölün çakılı kıyılarında üzerimde gömleğim ve pantolonumla dolaşırken havanın soğuk, bulutlu ve esintili olmasına ve özellikle dikkatimi çeken hiçbir şeyin olmamasına rağmen doğanın tüm elementleri bana alışılmadık ölçüde uygun geliyor. Su kurbağaları gecenin çökmeye başlayan karanlığını durmadan vıraklayarak karşılıyor.
Yalnızca bir okuyucu, bir
öğrenci mi olacaksın, yoksa gören biri mi? Kaderinde yazılı olanı oku, seni neyin beklediğini gör ve geleceğe doğru yürümeye devam et.