Ferruh

Var-kalma çabası içinde yaşayan tüm varlıklara...
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2021 20:29
Spinoza'nın Ehica kitabı ile Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor? kitabını okuduğun zaman bir aydınlanış, büyük bir kavrayış duyarsın. Bence bu gerçekten Çetin Balanuye'nin belirttiği gibi "Reddedilemeyecek Bir Felsefi Teklif" Kitap, adeta Spinoza'nın tanımlar, açıklamalar, aksiyomlar ve önermeler ile kurulı Ethica kitabını muhteşem bir samimiyet ve sadelik sunuyor bize. Bende uyandırdığı genel izlenimi açıkladıktan sonra kitabı okurken aldığım küçük noktalara da değinmek istiyorum. Bu aydınlanışı nasıl yaşarız? Bunun ilk aşaması aşkıncılığa karşı bir başkaldırış olduğunu belirtmek yanlış olmaz. Tanrı/Doğa dışında hiçbir varlığın sonsuz olmayacağını ve kendinin sonlu ve etkileşimler içinde olan bir varlık olduğunu düşünmeye başladığımız anda, farkındalığın verdiği bir sevinç oluşur İkinci aşaması "özgür iradenin yokluğunu kabulleniş". Aslında tüm varlıklar zorunlu karşılaşmalar sonucu zamanla değişir ve doğa /tanrı da çözülür. Hiç elmanın seni kullandığını düşündün mü? Bir daha düşün. Etkin duygulanışların(yani seni dışardan etkileyen bir şey olmayan duygulanış) olmasını istiyorsan o zaman var-olma çabanı çeşitlendir ve bunu belirleyen sen ol. Kitabın sonlarına doğru yine de insanların diğer tüm varlıklara nazaran bilinç sayesinde daha güçlü olacağını savunuyordum kendi içimde. Ama yazar beni öyle bir yerden vurdu ki : İnsan kadar var-olma çabasını daha fazla yitiren başka bir varlık yok. "" Bir hayvanın, herhangi bir bulanık fikre kapılarak kendi comatusuyla çelişecek bir davranışta uzun süre ısrar etmesi neredeyse olanaksızdır. " Tüm bu detayları fark edip, hayatımızı sevinç içinde yaşayabilir miyiz? Cevap vermek zor.
1000Kitap
Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Çetin Balanuye · Ayrıntı Yayınları · 20171,115 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·260 syf.·
2018 22. kitabı
Felsefeye giriş eserleri, -popüler bilim kitapları gibi- çoğunluğa ulaşmak ve yüzeysel de olsa ana fikri anlatmak için önemlidir. Ama bundan daha önemli olanı, giriş kitaplarının da girişini yani ön sözünü okumaktır. Çünkü felsefe yapmanın ne olduğu bilinmediğinde felsefenin alt başlıkları olan, örnegin zihin felsefesi, sanat felsefesi vs. nin ve hayata dair diğer fikirlerin felsefesinin tam anlamıyla idraki mümkün olmayacaktır. Felsefe yapmak bilgi yığınının ezberlenmesi değil aksine ezberletilenlerin sorgulanması ile ilgilidir. Sorgulama ise sadece muhalif olmakla ilgili değildir. Yanlışa neden yanlış dendiği kadar hatta belki daha fazla, doğruya neden doğru dediğimiz de sorgulanmaya açıktır. Bilim gibi felsefe de oldukça dar sınırlara hapsedildiği için, nasıl ki bilim insanları gözümüzde asosyal, beyaz önlüklü, gözlüklü insanlar olarak canlanıyorsa; filozoflar da masa başında sorunları teorik olarak çözmeye çalışan ve aslında pek de işe yarar şeyler söylemeyen hafif kafadan kırık tipler olarak belirir. Oysaki bilim de felsefe de insanlığın ilk dönemlerinden beri hayatımızdaydı. Bize şu an makinelerden dolayı basit gibi gelen araç gereçlerin ilk yapımı el ileydi ve bunun yapılabilmesi için bir düşünce süreci gerekti. Bu yüzden felsefe yapmak salt filozofların işine indirgenemez. Uzmanlık arttığı için tüm külliyata erişemeyeceğimiz bir gerçektir ancak bu,  hayatlarımızı hiç sorgulamadan/felsefe yapmadan geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Bunu yapabilmek için de belli bir düşünce sistemine sahip olmamız gerekiyor. Kitapta da geçtiği gibi: "Felsefeyle uğraşmak sadece bizim ön yargılarımız üzerine açık seçik olarak düşünmemize değil fakat inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturmamıza da yardım eder. O, zaman geçtikçe de geniş kapsamlı bir konular silsilesi
Felsefeye GirişNigel Warburton · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20221,906 okunma
Oblomovluk Sanatı
Puan vermedi·632 syf.··
2021 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2021 09:43
“Rusya üç devrim geçirdi ama gene de Oblomov'lar kaldı. Çünkü Oblomov'lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil; işçiler, komünistler arasında da vardır...” (Lenin) Lenin ve devrimlerin bile alt edemediği bu Oblomov kimdir ve oblomovluk nedir? Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov’un yarattığı bu tip, zamanla bir kurgu karakter olmaktan öteye geçerek bir tutum, bir yaşam tarzı dahası belki de literatüre geçirilesi bir hastalık adı olmuştur. İnsana kaygıyla kendini sorgulatan bu kitapta, bir yandan Rusya'nın zamanla evrilen sosyal yaşamı ele alınırken diğer yandan bu değişime karşın kendi bireysel değişimine direnç göstererek bocalayıp duran ana karakterimiz Oblomov’a ve oblomovluk kavramına mercek tutulmuştur. Meddah’ın bastonu gibi oblomovluğun olmazsa olmaz bir parçası haline gelen hırkasına sarınmış; emeksiz yemek, dikensiz gül müptelası olan kahramanımız öyle bir rehavet içerisindedir ki işi, duygularında bile oblomovluk etme haddine vardırır. Öyle ki aşkı bile hissederken aşkın beraberindeki zorlayıcı hiçbir duyguyu yaşamamayı diler. Varın gerisini siz düşünün... Peki bu denli tembel bir kişiliği şekillendiren etmenler nelerdir? Şüphesiz kalıtsal ve çevresel pek çok faktörün etkisi söz konusudur. Yazarın kitapta üzerinde en çok durduğu etmenler ise aile ve kültürdür. Ebeveyn tutumları, yetiştirilme biçimi ve kültürün sosyal yapısı Oblomov'u şekillendiren başlıca faktörler olarak işlenmiştir. Kâh güldürerek, kâh üzerek, kâh öfkelendirerek duygularımızla adeta dans eden, hizmetinde uşaklarla büyüyen bu tembel beyzade, ömrü hayatında çoraplarını dahi bir kez olsun tek başına giymemiştir. Yaratıcısının -yazarın- söylediği gibi “O, er meydanına çıkacak bir pehlivan olarak değil, sakin bir savaş
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma