fetih ilikhan

fetih ilikhan
@fetihilikhan
“ Hayat oyunu, iyi bir ele sahip olmak değil; kötü bir eli iyi oynamaktır. ”
psikolojik danışmanlık ve rehberlik
malatya
25 Eylül 1990
163 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Kadere ve Gönlüme Dair
Yaz yağmurları misali yıllarca Yağmış durmuşum kendi içime.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yad
Neş' elerim geride kaldı eski günlerde, Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan, O doğduğum diyarda, o kuru ıssız yerde, Petrol değil masaldı lambalarında yanan Neş'elerim geride kaldı eski günlerde ...

fetih ilikhan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.·
36 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 00:00
·
2025 10. kitabı
Stefanie Stahl
8.8/10 · 86 okunma
Ebeveynlerinin duyarlı davranışları sayesinde çocuk kendi duygularını anlamayı ve nitelemeyi öğrenir. Ona ne kadar anlayış gösterilirse o da ileride başkalarını o ölçüde anlayabilir. Bu, yaşamın ilk üç yılında beyinde oluşan "ayna sinir hücreleri - ayna nöronlar" ile bağlantılıdır. Beyin ne kadar çok ayna nöron üretirse kişinin empati yapma aktivitesi o kadar yükselir. Ayna nöron kavramı karşıdaki kişinin davranışları­nı ayna gibi yansıtan sinir hücrelerinin yeteneğini belirtir. Bu nöronlar küçük çocuğun yakın çevresindeki kişilerle yaşadığı sevgi dolu birliktelikler sonucunda oluşurlar. Duyarlı ve duygusal annelerin çocuklarının mimiklerini nasıl taklit ettiklerini çekilen video filmlerinde görebiliriz. Çocuk güldüğünde anne de güler. Çocuk mutsuzsa anne de üzgün bir yüz ifadesi takı­nır. Çocuk annesinin yüz ifadesi ile kendi duyguları arasında bir bağlantı kurarak anlaşıldığını ve kabullenildiğini hisseder. Anne çocuğun duygularını ne derece duyarlı yansıtırsa ve onun gereksinimlerini ne kadar anlayışla karşılarsa, çocu­ğun beyninde o kadar çok sayıda ayna nöron oluşur. Çocuk büyüdüğünde beynindeki ayna nöronların sayısının çokluğu oranında başka insanları anlayabilir, empati yapabilir.
Tüm çocukların gözünde ebeveynleri daha büyük oldukları ve hiç yanılmadıkları için onlar kızdığında çocuklar suçu hep kendilerinde ararlar. Saplantılı bağlanan çocuklar, anneleri hırsını onlardan çıkardığında yeteri kadar iyi olamadıkları konusunda bir inanç geliştirirler. Annelerinin değişken davranışları kendilerini reddetmelerine yol açar. Buna karşılık annelerini yüceltirler. Bu tapınma duygusu çoğunlukla anne ya da ebeveynler tarafından daha da güçlendirilir. Çünkü çocuğa asla yanılmadıklarını ve onun daha çok şey öğrenmesi gerektiğini söylerler. Böylece çocukta, "Ben kötüyüm ama sen iyisin!" şeklinde özetlenebilecek bir içsel program gelişir. Bu programlanma çocuğun yetişkinliğinde de devam eder. Yetişkin olduklarında da sürekli eşlerinin onayını ve takdirini elde etmeye çalışırlar. Sürekli tetikte olan algıları, eşlerinin dile getirmediği beklentilerine karşı çok duyarlıdır. Beklentileri hissettiklerinde derhal itaatkar bir şekilde bunları yerine getirirler. Terk edilmek, içlerine işlemiş olan yetersizlik inancının bir çeşit onaylanması olduğu için tam bir felakettir. Güvenli bağlanabilen insanlar da zaman zaman kaygılanırlar. Onlar da ilişkileri başarısızlığa uğradı­ğında, eşlerinin isteklerini yerine getirmekte yetersiz kaldıklarını düşünürler. Özdeğer konusunda kırılgandırlar. Bağlanma stillerinin arasındaki farkı yaratan, duyulan endişenin ve özdeğer konusundaki kırılganlıklarının ölçüsü ve yoğunluğudur.