Gençliğim bütün bu büyüme, deneme, sütten ağzı yanıp yoğurdu üfleyerek yeme ve ne yapacağını ya da nerede, ne zaman, nasıl yapacağını bilememe halleri. Ve sonra bu, bu ani içgüdüsel alev, ansızın bir rüyayyı dillendirmek, öyle konuşmak, öyle sevmek için doğru zamanın ne olduğunu bilmek isteği. İçinde aniden olgunlaşır ve geriye bilgeliğin yaşını doldurmuş, yumuşak aromalı tadı kalır.
Hepimiz insanız aynı olduğumuz kadar farklıyız da -benzediğimiz kadar aykırıyız. Bu zıt sonuçlar sayesinde bir şeylerin farkına varıyoruz: Soğuğu tecrübe ederek sıcağın; neyin kötü olduğuna karar vererek iyinin, nefretle aşkın.