fetükoviç

fetükoviç
@fetukovic
Boyalı Kuş
Puan vermedi·264 syf.··
2022 17. kitabı
Bu günlerde iyi bir şeyler görmek istemiyorum, üzerime acı, daha çok acı, daha çok utanç atın, keyfimi bozmak, hayattan zerre tat almamak istiyorum diyorsanız alın okuyun bu kitabı. Söylediklerim bu kitapta yaşanan vahşetin binde biri bile değil. Bazen kitabı elimden bırakıp en uzak köşeye koymak, o satırlardan olabildiğince uzaklaşmak kaçmak istedim. Filme de uyarlanmış bir kitap. Benim okuduklarımdan sonra asla izlemeyeceğim bir film. 1965 yılında yazılmış, İkinci Dünya Savaşı döneminde hayatta kalabilmesi için ailesi tarafından uzak bir köye gönderilen, yanına gönderildiği kişinin ölmesi üzerine de sonu gelmez bir savruluşun içerisine sürüklenen 6 yaşındaki bir çocuğu anlatıyor. Kahramanımız Doğu Avrupa'da yıllarca Almanlardan köy köy kaçıyor. Anlatılan işkencelere yürek dayanmıyor. O kadar çok yerde yok artık dedim ki. Yazardan bahsetmek istiyorum. Jerzy Kosiński Polonya asıllı bir yazar. 1933 doğumlu. İkinci Dünya Savaşı döneminde Doğu Polonya'da Katolik bir ailenin yanına sahte kimlikle sığınmış. Boyalı Kuş eseri otobiyografik bir eser değil ancak yazılanların, benzerlerinin yaşanmadığını düşünmek yeryüzündeki en iyimser insanın bile yapacağı bir şey değil. Şu an bir gazeteyi alsanız elinize, bir haber kanalını izleseniz insanların birbirine uyguladığı binbir çeşit acıyla karşılaşırsınız. Kurmaca bir eser olmasına rağmen çok derinden etkiliyor insanı. Boyalı Kuş'ta anlatılanlar sebebiyle yazar çok fazla sorunla, eleştiriyle, tehditle karşılaşmış. Bunları detaylı olarak kitabın arkasında kendisi açıklıyor. Yazar 1991 yılında intihar etmiş. "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin." notu bırakarak.
Edebiyat
Boyalı KuşJerzy Kosinski · E Yayınları · 20185,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessizliğe Hayranlık
Puan vermedi·249 syf.··
2022 12. kitabı
Merhaba Abdulrazak Gurnah dedim. 2021 Nobel Edebiyat ödüllü bir yazar. 1948, Zanzibar doğumlu. Burası Afrika kıtasının doğusunda yer alan Tanzaya'ya bağlı bir bölge. 1890-1963 yılları arasında Birleşik Krallık sömürgesi. 1963 yılında bağımsızlık, 1964 yılında da Tanzanya'ya özerk bölge olarak bağlanma gelişmeleri yaşanıyor. Gurnah 1960'larda Zanzibar Devrimi zamanında İngiltere'ye yerleşiyor. Bu bilgilerin kitapla ne ilgisi var derseniz kitaptaki kahramanımız da Zanzibar doğumlu. Eğitim için İngiltere'ye gidiyor ve oraya yerleşiyor. Öğretmen olarak çalışıyor. Uzun bir süre ülkesine dönmesi mümkün olmuyor. Döndüğünde ise kendini yine tamamlanamamış buluyor. Ne İngiltere'de kurduğu hayata ait ne de Zanzibar'da bıraktığına. Sanki kökleri koparılmış, nereye gitse derinlere bir daha kök salamayacakmış gibi bir savruluş. Kitabın anlatımında inanılmaz bir sakinlik, durgunluk, telaşsızlık söz konusu. En küçük detaylar da en büyük kopuşlar da aynı perdeden anlatılıyor. Ben bunu sevdim. Hiç yorulmadım okurken. Kahramanımızın savruluşunda mutlaka yazarın hayatından izler de söz konusu çünkü yazarın kitaplarındaki ağırlıklı tema göçmenlik üzerine. Nobel ödülü verilirken kendisi hakkında yapılan tespit şöyle: "kültürler ve kıtalar arasındaki körfezde sömürgeciliğin etkilerine ve mültecinin kaderine nüfuz etmesinden" dolayı Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü. Merak ettiğim bir yazardı. Severek okudum ama diğer kitaplarını koşarak alıp okumak isteyecek kadar bir bağ kuramadım kendisiyle. Şimdilik Sessizliğe Hayranlık'la bırakıyorum.
Edebiyat
Sessizliğe HayranlıkAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 2018922 okunma
İvan Denisoviç'in Bir Günü
8/10
·157 syf.··
2022 11. kitabı
İvan Denisoviç, Sovyet vatandaşı. İkinci Dünya Savaşı'na katılmış, Almanlara esir düşmüş ve kaçmış birisi. Kaçtıktan sonra Sovyet Hükümeti tarafından ajan olma şüphesiyle gözaltına alınıyor ve Sibirya'ya çalışma kampına gönderiliyor. Bunlar bir spoiler değil çünkü arka kapakta hepsi yazıyor, biz İvan'ın çalışma kampındaki bir gününü okuyoruz kitapta. Kitabı okurken aklıma Ağ (Geumul) filmi geldi. Kuzey Koreli bir balıkçı teknesinin bozulması üzerine Güney Kore sularına giriyor ve Güney Kore hükümeti tarafından ajan olduğu iddiasıyla gözaltına alınıyor. Buradaki sorgusunun ardından ülkesine iade ediliyor ama Kuzey Kore'de de pek hoş karşılanmıyor. İki devlet arasındaki siyasi çekişmeyi eleştiren çok güzel bir filmdi. İvan Denisoviç'in hikayesi, kendi devleti tarafından ajanlıkla suçlanması, üstelik ülkesi için savaşırken bunu yaşamış olması çok acı verici. Çalışma kampına 10 yıl için gönderiliyor. Biz sadece bir gününü okuyoruz. Sabah tuvalet için kalktığı vakitten uykuya dalana kadar geçen bir gün. Birbirine benzer binlerce günden bir tanesi. Okurken bazen o kadar sıkıntı veriyor ki insana olaylar. İvan(Şuhov)'ın ekmeği, tütünü, araması, çalışması, sırt ağrısı için endişelenirken, ne olacak şimdi diye telaş yaparken buluyor insan kendini. Çalışma kampındaki koşullar, zorluklar insanı dehşete düşürüyor. En çok da soğuk. Eksi 40 derecelere varan soğuk. Çok zorlanarak ama aynı zamanda beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı bu. Aleksandr Soljenitsin 1970 Nobel ödüllü Rus bir yazar. Yazarın hayatını okudum önce. Çok hareketli bir yaşamı olmuş. İkinci Dünya Savaşı'na katılmış, cephede yazdığı mektuplarda Stalin'i eleştirince kendisi de çalışma kamplarına gönderilmiş. İki kere kansere yakalanmış, sürgüne gönderilmiş, siyasi fikirleri yüzünden
Edebiyat
İvan Denisoviç'in Bir GünüAleksandr Soljenitsin · İletişim Yayınevi · 20211,419 okunma