Feyyaz Selvi

Feyyaz Selvi
@feyyazselvi
tw:feyyazselvi
Avukat
Lisans
Ankara
30 Mayıs
12 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Pamuk Tarlasında Bir Fatmacık
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
Anam da pamuk işçisiymiş bir zamanlar. Çukurova'da değilse de Söke'de. Yalınayak değilse de traktör sırtında tepmiş o yolları. Ablam aç susuz, sevgiye muhtaç çok ağlamış pamuk tarlalarında. "Çocuum de bene" diye seslenirmiş; anacım işin arasında gönlünü eyleyebilmek için "çocuuum" diye bağırırmış uzaklardan. Anamın sesi şefkât doludur. Bir kere "çocuum" desin; başın okşanmış, sevilmiş gibi hissedersin ama kuru sözle sevgiye doyulur mu hiç? Ablam bu sefer de "gızım de bene" diye karşılık verirmiş. Anam da "gızııım, güzel gızım" diye bağırırmış karşıdan. Bu romanda da anamın öyküsüne rastladım. Elif'in dirayetinde, Meryemce'nin inadında anacım geldi hep gözümün önüne. İşte bunlar hep emektir sevgili okur, dökmeyen ne bilsin.
OrtadirekYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20183,483 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2020 78. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 18:38
“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” sözünün uzun bir izahı gibiydi kitap. Başlarda verilen örnekler yavan gelmişti. Redaksiyon iyi yapılmadığı için zırt pırt karşıma çıkan imla hataları ve çevirideki özensizlik de canımı sıkmıştı bir parça. Ancak kitaptaki deneyimler o kadar aşina, çözüm önerileri öylesine güçlüydü ki okudukça Burns'ün hiçbir kabahatinin olmadığını anladım. İnsan olduğumuzu, fıtratımız gereği zaaflarımızın var olduğunu, bunların bizi değersiz kılmayacağını, düşüncelerimizi güzelleştirerek birçok sorunla baş edebileceğimizi hatırlattığı için çok kıymetli bu kitap. Başucunda tutulabilir. Canlar sıkıldıkça okunabilir.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 75. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2020 02:27
"Bir aşka yetecek kadar, ve anımsatacak kadar vakitsiz bir ölümü, dizelerimiz ve kafiyelerimiz var. İşte hepsi bu kadar." Son sayfasını çevirip kitabı kapattığımda aklımda bu mısralar canlandı. Sylvestre'ın ölümünü düşünüyorum. Yurdundan fersah fersah uzakta, Dünyanın öteki ucunda, hiçbir menfaatinin bulunmadığı bir savaşta, daha 19 yaşında niçin kurşun atmış, niçin yemişti? O kurşun hangi kutsal amaç için akciğerine saplanmış, o gencecik oğlanı günlerce nefessiz bırakmıştı? Anzaklar 105 yıl önce niçin Çanakkale sırtlarına gelmişlerse, bu garip çocuklar da aynı sebeple sürülmüşlerdi bilmedikleri o uzak diyara. Hangi emperyalist düş, hangi zenginlik, hangi koloni Yvonne Nine'nin son dayanağını elinden çalmaya değecek kadar önemliydi? Ninenin ölüm haberini aldıktan sonra hissettiği şaşkınlığı, çaresizliği, dizlerinin titreyişi, içinde yükselen ağıdı bu topraklarla yoğurulmuş hepimiz için bildik, aşina bir fotoğraf. Yann'ın hatırasında ekmek uğruna, Sylvestre'ın hatırasında savaşlar uğruna can verenler, ömrünün baharlarını feda edenler. İzlanda'dan çok uzakta, gün ve gecenin eşit dağıldığı, güneşin en tepeye kadar yükseldiği, insanı kavurduğu Anadolu'da ne kadar da tanıdık yüzlersiniz.
İzlanda BalıkçısıPierre Loti · Alfa Yayıncılık · 2019983 okunma