Hikaye ilk sayfadan itibaren insanın içine işliyor. June adında genç, başarısız bir yazarla tanışıyoruz. Hayalini kurduğu edebi başarıyı bir türlü yakalayamamış. Tam karşısında ise Athena var: genç yaşında büyük çıkış yapmış, Asyalı kökenleriyle öne çıkan, yetenekli ve popüler bir yazar. June’un olmayı arzuladığı her şey onda mevcut.
Sonra bir gün Athena beklenmedik şekilde hayatını kaybediyor. June, onun kimseyle paylaşmadığı, üzerinde yıllardır çalıştığı kitabının taslağını buluyor. Ve kendi adıyla yayımlıyor. Hikâye tam da burada kırılıyor. Çünkü June’un “başarı” yolculuğu, aslında hırsın, kıskançlığın ve ırkçılığın gölgesinde ilerleyen karanlık bir yola dönüşüyor.
Neden Okumalısınız?
• Kuang, edebiyat dünyasının parıltılı görünen yüzünü parçalayarak sosyal medyanın acımasızlığıyla harmanlıyor.
• Hırsın ve kıskançlığın, kişinin kendini haklı görme çabasıyla birleştiğinde nasıl tehlikeli bir oyuna dönüştüğünü açığa çıkarıyor.
• June ile Athena aynı anda hem hayranlık uyandıran hem de empati kurdurabilen karakterler.
• Linç kültürü, iptal dalgaları, popülerlik takıntısı. Günümüz dünyasında kimin yüceltildiğini, kimin dışlandığını keyfi kararlarla şekillenen dinamikler üzerinden anlatıyor.
Sarı Yüz, sadece yayın dünyasını değil, aslında hepimizi ilgilendiren meseleleri işliyor. Kimlik, görünürlük, ayrıcalık, beğenilme ve başarı hırsı. Kuang’ın kalemi öyle güçlü ki, sayfaları çevirdikçe hem rahatsız oluyor hem de daha çok bağlanıyorsunuz. Kitabın en büyük başarısı, gri alanlarda gezinmesi. Ne tamamen iyi ne tamamen kötü. Tıpkı gerçek dünya gibi.