Hayata turnusol kâğıdı gözüyle bakmak, her şeyde dapdar bir değerli topluluk, düzen görmeyi, tertemiz bir kontrol hissine sahip olmayı istemek umutsuzluğa yol açar. Çünkü aldatmacadan başka bir şey değildir. Hayatı biz yaşıyoruz. Turnusol kâğıdı biziz. Sürekli genişleyen bir kozmostaki sabit olmayan bir dünyada hareket eden bir öğeyiz.
Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha da çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre âşık oluyorlar. Onlar aşka âşık. Kendi âşık hallerine. Ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu.
Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü romanı, okuru ilk satırdan itibaren huzursuzluğa davet ediyor. Çünkü kitap, daha açılışta İvan’ın ölüm ilanıyla karşı karşıya bırakıyor okuru.
Adliyede dolaşan soğuk fısıltılar, meslektaşların yüzündeki yapay ciddiyet, terfi hesaplarının gölgesinde okunan taziye satırları…
Ölümün, insanların gözünde ne kadar hızlı sıradanlaştığını görmek romanı benzersiz kılıyor. İnsan öldüğünde geride kalanların aklından gerçekten ne geçer? İvan’ın cenazesi, soruya dürüst ve rahatsız edici şekilde yanıtını veriyor.
Geçmişe döndüğümüzde, toplumsal normlara kusursuz uyum sağlayan düzenli bir hayatla karşılaşıyoruz.
Görevinde yükselen, çevresinde saygı uyandıran, her adımını “olması gerektiği gibi” tasarlayan İvan. Ev düzeni, kariyer planı, sosyal ilişkiler… Hepsinde özen var, sadakat var, ölçü var. Taşınma sırasında yaşanan küçük kaza, ardından gelen ağrılar ve sonuçsuz muayeneler ile bu şık düzen yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.
Doktorların soğuk yaklaşımı, ev halkının sabırsız tepkisi, yakın çevrenin umursamazlığı. İvan’ın sancıları çoğaldıkça çevrenin duvarları da büyüyor.
Son bölümlerde Tolstoy, insan ruhunun karanlık koridorlarını adım adım açıyor.
İvan’ın nefesleri daralırken, zihni berraklaşıyor. Korku ise yerini kabullenişe bırakıyor.