Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır..Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz..Hepimizi İstanbul’a bağlayan sadece bu..Burada insan,kafasını zerre kadar işletmeden,mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkânına malik..Bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret..
”...Zannediyorsun ki,hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz.Bir yerde bozukluk oldu mu,derhal orayı söküp atmak lazım!..En kuvvetli insanın bile bazen ne kadar zayıf anları,istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkâr edebiliriz?Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha fena, yahut daha iyi yapamaz!”
“Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir;halbuki biz bütün hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle addediyoruz..”
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş...Ne aradığımızı bilmeden aramak..Şimdi içim rahat,aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükûnet içindeyim...Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu?