Evrenden bıktığımı size itiraf edeyim. Tanrı da benim kadar bıktı; nasıl üstümüze kaldığını bilmediğimiz bu aşkın sorumluluklardan bizi kurtaracak bir uykuya seve seve yatardık.
Benim ruhum karanlık bir burgaçtır, boşluğun etrafındaki uçsuz bucaksız baş dönmesi, hiçliğin içindeki bir deliğe doğru bir okyanusun sonsuz emilişidir. Bu suların, daha doğrusu bu girdabın içinde, dünyada görüp işitebileceğim imgeler yüzer her zaman.
Ne olursa olsun kabulümdür, varsın öyle olsun; unutulmuş bir yemine sadık kalarak, yazgının düzenlediği ve tesadüfün ürettiği şeye göre, ben kimsem, onun elini bırakıyorum.
Ruhum gizli bir orkestra benim; hangi enstrümanlara dokunduğumu, hangilerinin benim içimde gıcırdadığını bilmiyorum. Bir senfoni olarak tanıyorum kendimi ancak.
Madde her gün kötü davranıyor bana. Duyarlılığım midemi tutuşturuyor... Marazi hayal gücümün yarattığı ve gerçek kişiler üzerinde sabitlediği düşman hortlaklar arasında yürüyorum.