Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak… İşte bu sevdanın ilk adımı değil miydi?
'Beni unutma kiz, demistin kapidan çıkarken bana.
'Unutmak mi? Ben seni hep tanıyordum’ demiştim ama sen anlamamistin. Soru dolu gözlerle bakmistin bana. Anlatsam dinlerdin, eminim. Ama anlatmak istemedim. Anla istedim. Ben anlatmadan anla! Anlatsam duyacaklarımdan korkardim bir yandan da…
Yarım kalan seylerle, eksik parçalarla yaşayıp gidiyordum, evet. Cünkü 'severken'
hep aynı seyi yapiyordum ben: Daha yolun basinda vazgeçiyordum. Düserim diye inmiyordum yokuşlardan. Yorulurum diye çıkmıyordum . Bana göre değil diye yargılıyor ve her seyi kaçırıyordum...