"Önce bir ellerin vardı yalnızlğımla benim aramda.
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar.
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakları.
Sonra her sey çıkıp geldi,
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde.,
Sen çıkardın utancını duvara astın.
Ben masanın üstüne kodum kuralları,
Her șey iste böyle oldu önce"
Kural bir: Hayat satranç oyununa benzer.
Kural iki: Her yenilginden ders çıkar.
Kural üç: Yenilmekten korkma. Ama bir önceki yenilgin gibi olmasın yenilmen. Daha iyi yenil.
Hayata daha sıkı sarılmak, kök salmak için insanın acılara, -hatta bazen büyük ve dayanılması zor acılara- katlanması, o hayatı gerçekten, içini doldurarak, anlamlandırarak yaşaması birinci șarttı. Bu acıları yaşarken de kendine acımaması gerekiyordu. Bu öylesine ince ve görünmez bir çizgiydi ki bazen bu çizgiyi geçip gittiğimiz oluyordu. Ve sanırım ben kendime çok fazla acımıștım. Şu küçücük kar tanelerinin bile mutlu ettiği ben, bütün hayatı ıskalamak üzereydim.