"İnsan özgürlüğünü yaşamak istediğinde, ortaya çıkan bir bedel vardır. Kişiler arası ilişkilerde özgürlüğün bedeli, başkaları tarafından sevilmemektir."
"...Bir kişi başkalarının beklentilerini tatmin edecek şekilde yaşıyorsa ve kendi hayatını başkalarına teslim ediyorsa, kendisine yalan söylediği bir hayat yaşıyordur ve etrafında insanlar olsun diye yalan söylemeye devam ediyordur."
FİLOZOF: Kendi hayatınla ilgili olarak yapabileceğin tek şey, inandığın en iyi yolu seçmektir. Öte yandan, başkaları bu seçime karşı ne tür bir yargıda bulunabilirler? Bu, başkalarının görevidir ve senin bir şey yapabileceğin bir konu değildir.
GENÇ: Bir başkasının senin hakkında ne düşündüğü, senden hoşlanıp hoşlanmadığı, senin değil, o kişinin görevi. Bunu mu söylüyorsunuz?
FİLOZOF: Ayırmak budur. Başkalarının sana bakacağından endişe ediyorsun. Başkaları tarafından yargılanacağından endişeleniyorsun. Bu yüzden sürekli olarak diğer kişilerden ilgi bekliyorsun. Şimdi, başkalarının sana bakmasından neden endişe ediyorsun? Adler psikolojisinin buna verdiği kolay bir yanıt var. Henüz ayırma götevlerini yapmamışsın demektir. Başkalarına ait olan görevlerin bile sana ait olduğunu düşünüyorsundur. Büyükannenin sözlerini hatırla: "Nasıl göründüğün konusunda endişelenen tek kişi sensin." Bu sözleri, tam olarak ayrılık görevlerinden söz ediyor. Başkalarının, yüzüne baktığında ne düşündükleri - işte bu başkalarının görevidir ve üstünde kontrol sahibi olduğun bir şey değildir.
"Günümüzde ebeveynlerin sık sık, 'senin iyiliğin için' dediğini duyduğumuz doğru. Ama örnek vermek gerekirse, bunu toplum karşısında bir duruş sergileme ihtiyacı ve hava atma ya da kontrol arzusu gibi kendi hedeflerini elde etmek için yaptıkları belli. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, 'çocuğun iyiliği için' değil, 'ebeveynlerin iyiliği için' böyle yapılır. Çocuk bu aldatmacayı gördüğü için isyan eder."