Resmi olarak bağımsız olan bu ülkeler, gerçek istiklale erişemediler çünkü gerçek istiklal, her şeyden önce manevi bağımsızlıktır. Manevi hürriyetini ilk sıraya koyarak onun için mücadele etmeyen bir milletin istiklali, kısa sürede bayrak ve milli marşa indirgenecektir. Gerçek istiklale nazaran bu ikisi oldukça küçüktür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüzde Müslüman ülkelerde genel olarak utanç duymaları gereken şeylerle mağrur olan ve gurur duymaları gereken şeylerden utanan kişilere bakarsanız, bu ''sözde reformcuları'' tanıyabilirsiniz.
İslam'ın sadece bir inanç olduğu noktasından hareketle muhafazakarlar İslam'ın dış dünyayı tanzim etmemesi gerektiği, yenilikçiler ise İslam'ın dış dünyayı düzenlemesinin mümkün olmadığı kanaatine varırlar. Pratikte netice aynıdır.
İslami yenilenme fikrine her zaman muhalif olacak iki grup mevcuttur. Eski düzenin korunmasını isteyen muhafazakarlar ve yabancıların düzenini isteyen modernistler. Birinci grup İslam'ı geçmişe çekerken ikinci grup da ona başkalarına ait bir gelecek hazırlar.
Tarihin bize gösterdiği zahir bir gerçeklik var; Müslüman halkların hayallerini tetikleyebilecek, gerekli ölçüdeki disiplini tahsis edebilecek ve Müslümanlara ilham ve enerji verebilecek yegane düşünce İslam'dır.
Gerçek manasıyla İslamcı savaşçılardan teşekkül eden birkaç bin kişi, 1950'li yıllarda İngiltere'yi Süveyş'ten çekilmeye mecbur etmiştir. Diğer taraftan milliyetçi Arap rejimlerin oluşturduğu birleşik ordu, İsrail'e karşı üçüncü yenilgiyi tadıyor. Türkiye, bir İslam ülkesiyken dünyaya hükmediyordu. Avrupa taklitçisi Türkiye ise dünyada yüzlerce örneği olan üçüncü sınıf bir ülke konumunda.
Alternatif belli; ya İslami restorasyon yönünde harekete geçmek ya da pasiflik ve durağanlık. Müslüman halklar için üçüncü bir seçenek mevcut değil.