Diyor ki Sultan III. Murad:
"Elbette bu hâlimden o yârin haberi var; Fi'l-kalbi mine'l-kalbi ile'l-kalbi sebîlâ."...
Nitekim bu büyüklerin kitabları hep bu yazılarla doludur. Emr-i ma'rûf ve nehy-i münker, hubb-i fillah ve buğd-i fillah ve cihâd-ı fi sebilillah Resûl-i Ekrem (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) Efendimizin en bâriz sün-netlerindendir. Hatta dinimizin vacib ve farzlarındandır. O hâlde emr-i ma'rûfu terk etmek, bu büyüklerin yolunu terk etmek olur. Nitekim Hazre-ti Hâce Şah-ı Nakşibend (kuddise sirruh): "Bizim yolumuz urve-i vüskāya yapışmak, ya'ni Resûlullah'ın (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) yolunda ve onun eshâbının izinde gitmektir" buyurmuştur. Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)
Tasavvuf
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
*ÂB-I HAYAT - 4865 (CUM'ANIZ MÜBAREK OLSUN)* *Huzur Pınarı ailesinin pek muhterem üyelerinin mübarek Cuma gününü tebrik eder,* *hususi dualarınıza muhatab olmak isteğimizi arz ederiz efendim.* *ali zeki osmanağaoğlu* -------------------------------------- Büyükler buyurdular ki; Mübarek Hocamız buyurdular ki; İnsanın ağzından ne kelam dökülüyorsa, o kelamlar onların amelinin tercümanıdır. El kelam sıfât-ı mütekellim. Yani herkes dilinin altına gizlenmiştir, herkesin kelamı kendisinin sıfatıdır, kendi amelidir. Dil tercümandır. Dil neye tâbidir; kalbe tâbidir. Peki, kalb neye tâbidir? Eğer bir müminin kalbi, Allah sevgisiyle, peygamber sevgisiyle, büyüklerin sevgisiyle dolu ise onun elini kolunu bağlasanız başka şeylerden bahsetmesi ona ağır gelir. Dolayısıyla o, Allah'tan bahseder, peygamberden bahseder, büyüklerden bahseder. Fî emanillah *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Muktedir | el-Muktedir İsminin Anlamı Muktedir isminin lügat anlamı: Kudret kökünden türemiş olan el-Muktedir ismi; hazırlamak, tanzim etmek, şeref sahibi olmak, güç yetmek, malik ve hakim olmak, vakit belirlemek, taksim etmek, ölçmek, biçmek, sıkmak ve daraltmak anlamlarına gelmektedir. EL-MUKTEDİR: Her şeye gücü yeten. Kuvvet ve ikti­dar sahipleri üzerinde sulta kuran, istediği gibi tasarruf eden; mevcudu, kuvvet ve kudreti altında zebun (esir) ve mahkûm tutan demektir. Kâdir’den daha öte bir güçlülük ifade eder. Bu güçlülük, bir ayette şöyle ifade ediliyor: “Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yo­rulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yetece­ğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”(Ahkâf,46:33) Muktedir isminin ıstılah anlamı: Muktedir; her şeye karar veren ve her şeyi belirleyendir. Muktedir; her şeyin üzerinde otorite sahibi olandır. Muktedir; kendisine hiçbir yasak engel olmayandır. Muktedir; hiçbir kimsenin kuvvet ve kudret yoluyla O’nun karşısına çıkamamasıdır. Muktedir; kudretini bilfiil ortaya koyandır. Muktedir | el-Muktedir Dualar ve Zikirler EL-MUKTEDİR isminin zikri (744) adettir. Zikir saati Güneş; günü Pazar’dır. EL- KÂDİR esması ile anlamları aynı olduğu için oku­ma saatleri de aynıdır, sabah güneş doğarken ve ikindi sonrası okunur. Pazar gecesi güneş saati yoktur. Muktedir | el-Muktedir esmasıyla yapılacak Dualar: Ey yerleri ve gökleri altı günde Yaratan Allah’ım! Ey gecenin ve gündüzün Sahibi Allah’ım! Ey Kudreti her şeyi Kuşatan! Ey Muktedir! Ey Allah! Senin her şeye gücün yeter! Sana mani olamaz hiçbir şey! Hiçbir şey Seni aciz bırakamaz!
Din İslam
Akıl uzerine Tanımlar/temhid fi beyanı tevhid Ebu şekür es selimi Bazı alimler şöyle demiştir: "Biz aklın bir cevher (töz) ya da araz (nitelik) olduğunu söylemeyiz; aksine akıl, bilgiye (marifete) ulaşmanın ve eşyayı idrak etmenin bir sebebi ve aracıdır." ​Bazıları ise şöyle tanımlamıştır: "Akıl; kalbe inen, orada parıldayan, eşyayı görmeyi ve onların hakikatlerini algılamayı sağlayan latif (gözle görülmeyen nurani) bir şeydir. Güzel, onun güzel bulmasıyla güzel; çirkin de onun çirkin bulmasıyla çirkindir. Akıl; eşyanın ve amellerin maslahatını (faydasını) gerekli kılan, imkansız olan (muhal) şeyleri ve onların zıtlarını reddeden, kabul ve benzerlik yönünden ispat sunan, tüm bilgileri, onların rükünlerini ve araçlarını kuşatan bir yetidir." Bu, Mu'tezile mezhebinin görüşüdür. ​Diğer bazı alimler ise: "Akıl; ayırt etme (temyiz), uyanıklık (kiyaset), geçim işlerini düzene koyma ve feraset yetisidir ki, şer'î hitap (dini sorumluluk) onunla insana yönelir" demişlerdir. Bu, Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’nin görüşüdür. ​Bir grup alim de şöyle demiştir: "Akıl, kendisine ilahi hitabın yöneldiği, bu sayede sevap ve cezanın gerekli kılındığı manevi bir vasıftır. O, ilim ve marifeti elde etme aracı olduğu gibi, insanı kötülüklerden, haramlardan, boş ve faydasız işlerden (malahi ve münkerat) alıkoyan bir engelleyicidir." Bazıları aklı "gözden gizlenmiş ince bir cisim" olarak, bazıları ise "kişiyi akıllı, alim ve arif kılan bir illet (sebep)" olarak görmüştür. ​Bu konuda en doğru olan görüş şudur: Akıl, bir mahalde (bedende) ortaya çıkan bir arazdır (niteliktir). Eşyanın kavranmasında aklın kullanılmasıyla delil getirilir ve zorunlu akıl yürütme yollarıyla şahitten (gözlemlenenden) hareketle gaip olana (görünmeyen hakikatlere) ulaşılır. ​Bununla birlikte aklın vücuttaki yeri (mahalli)
100 puanlık bir uzmanlık sorusu 1K
Fi, Çi, Pi kitaplarını okudu iseniz ya Fİ de Çi de olacak diye hatırlıyorum ama Pi'de de olabilir; Bilge şirket arabasında binip giderken bir şarkı dinliyordu. Orda geçen bir şarkı ismi vardı. "Regard-ride it" mi dicem ama değil başka bir şeydi sanki. Hatırlayan varsa beni aydınlatabilir mi?