diyojen

"Birinci Dünya Savaşından galip çıkan devletler, yani İngiltere, Fransa, İtalya ve Amerika, bugün Ortadoğu dediğimiz bölgenin hatasını, bölge halkına danışmadan tespit ediyorlardı. O devirde ne Türk'ün, ne Arap'in ve ne de Acem'in adı okunuyordu. Bu Ortadoğu haritasının tespitinde şöyle bir konuşma geçiyor: 'Malum bu Iİan, burası Irak, burası Suriye ve burası Türkiye olsun!' Amerika Cumhurbaşkanı dedi di, 'Peki Kürdistan nerede kaldı? İngiltere Başbakanı Lord Curzon ki bu zat Ortadoğu tarihi bakımın dan büyük bir otorite idi ve 9 ciltlik İran Tarihi adlı eserinin bir cildi Kürtlere ilişkindir. Bu yüzden Kürtleri iyi tanırdı ve dedi ki, Arkadaşlar Kürtleri bırakın. Onların, akıları başlarına gelinceye kadar ayaklar altında kalıp çiğnenmeleri menfaatleri icabıcır. Tıpta doktorlar akıl hastalarını yani delileri 3 metotla tedaviye çalışırlar. 1. Psikolojik metot: Deliye moral verilir. Örneğin, yok arkadaş sen deli değilsin, çok akıllısın, efendisin, denir. Hastanın inancına göre bazı evliyalara götürülür, hatta omzuna ve boynuna birçok dini muskalar takılır. Eğer bunlar fayda vermediyse bu sefer kimyevi tedaviye başlanır. Hastaya ilaçlar verilir, iğneler yapılır. Bu da fayda vermezse, o zaman da üçüncü olarak fiziki tedaviye başlanır. Yani hasta aç bırakılır, dövülür, korkutulur, soğuk su ve elektrik şoku yapılır. Görülüyor ki, Kürtlerin iyileşmesi için bu fiziki usul yararlı olacak. Zira etraflarındaki üç Müslüman millet kendilerine düşman olduğu halde Kürtler onlara bağlıdır. Ve biz Hıristiyan olduğumuz için bize düşmandırlar. Onlarca biz kâfiriz" demiş Curzon... "Kürtlerin düşmanı yalnız Acem, Arap ve Türk de değildir. Binlerce yıldan beri onları sömüren ve başlarına geçen, üstelik Kürtlerin de canla başla bağı oldukları kendi büyükleri sayılan emir, bey, ağa ve şeyhler
Sayfa 252 - Aram Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bataklık düşkünü
Beni yutmaya niyet etmiş bunca bataklık Varlığıma kastederken Peki neden Bataklıklara müptelayım diyojen
İran şahı ile Hint hükümdarı arasında harp çıkıyor. İran şahı Hint hükümdarını yenerek esir alıyor. Şah, huzuruna çıkan hükümdara hakaretler yağdırarak, neden başından büyük işlere giriştiğini ve bugünü düşünmediğini söyler. Hint hükümdarı, İran şahının dediklerini kendisine tercüme ettiklerinde, Terbiyesizlik etme' der. Biz harp ettik, birimiz elbete yenilecektik. Şimdi ben yenildimde esirinim. Küstahlığa lüzum yok, yapacağın ne varsa yap.' Aralarındaki bu konuşmaları tercüme eden iki tercümana İran şahı, Hint hükümdarının söylediklerini tercüme etmelerini söyler. Birinci tercüman, Hint hükümdarının sözlerini şöyle tercüme eder. "Efendim, ben sizin denginiz olmadığımı biliyordum. Fakat etrafımdaki hain ve dalkavuklar beni kışkırttı ben de bu küstahlığa kalkıştım. Bu sözler İran şahının çok hoşuna gider ve Hint hükümdarını affeder. Bu arada diğer tercüman dayanamayıp atılır, 'Efendim, Hint hükümdarı öyle söylemedi. Size hakaret ve küfürler yağdırdı' der. Bunun üzerine İran şahı, Hadi canım sen de! Onun yalanı senin doğrun dan daha hayırlıdır. O, bir hayat kurtarıyor, sen ise, bir cinayete teşvik ediyorsun' diye tersler."
Sayfa 98 - Aram Yayınları·Kitabı okudu
Derler ki, Bedirxan Bey, Cizre'deki Birca Belek sarayında gezinirken bir oğlunun elinde bir keklik kafesi görür. Bedirxan Bey, "Bu nedir oğlum?" der. Oğlu Ali Şamil -ki sonradan paşa olmuştur. "Baba, bu çok kıymetli bir kekliktir. Bana Sincar'dan geldi" diye cevap verir. Bedirxan Bey, "İyiliği nereden geliyor oğlum?" diye sorar. Oğlu, bunun üzerine, "Baba, bunu dağa götüreceğim, etrafı tuzaklarla çevireceğim. Ötmeye başlayınca, dağdaki diğer keklikler yanına gelmeye başlayacaklar. Böylece benim kurduğum tuzaklara yakalanacaklar" der. Bedirxan Bey, kafesteki kekliği alır ve kafasını kopararak yere fırlatır. Oğlu bağırır çağırır, kendisini yerden yere atar. Bedirxan Bey, oğlunu yerden kaldırıp başını okşayarak, "Evladım der, insan olsun hayvan olsun, kavmine hıyanet edenlerin kafasını koparmak lazımdır."
Sayfa 85 - Aram Yayınları·Kitabı okudu

diyojen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·216 syf.·
2025 4. kitabı
Stefan Zweig
8.3/10 · 6,3bin okunma