Birdenbire yapayalnızsınız her yerde
Ve bundan korkuyorsanız
En küçük şeylerden bile. Örneğin birine saati sorsanız
Karşıdan karşıya geçseniz bir caddede
Sesinizi alçaltıp dikkatle bakarken çevrenize
Biriyle bir şeyler konuşsanız
İnsanın aklında, tıpkı ayakkabısının içine girmiş ufacık bir taş parçası gibi, onu ha bire rahatsız eden, kendini arındırmak için başını silkelediğinde onu terk etmeyen bir düşünce varsa eğer, seyredilen filmlerin, tadılan lezzetlerin, varılan keyiflerin, yapılan eğlencelerin pek bir faydası olmaz.
Ama diğer yandan düşünüyordu da; öylesine amaçsız ve tasasız yaşamak, baharatsız bir yemeğe benzemez miydi o zaman? İnsan bunca boşluğa nasıl katlanırdı? Hayatın tadı o kaçınılmaz kavgasında, afyonu da bir türlü gerçekleşmeyen umutta değil miydi zaten?