Yapraklar kıvrılarak, turuncu-sarı alevler arasında dans ediyordu. Sonra hepsi simsoyah olup gözden kayboldu. Tıpkı bitmesini istediğim kâbuslarımı dualarımda tanımladığım gibi.
Sokağa bir ad verir, tabelayı uygun bir evin dış duvarına asardınız. Tabelada, "Ayak sesleriniz de olmasa, var olmadığınıza sizi neredeyse inandıracak bakışlar sokağı" yazardı.
Rehineye başlarken doğrusu fazla heyecanlı ve ümitliydim. Sebebi ise arkadaşlarımın övmesiydi. Kitabın da arkasında yazılmış olduğu gibi gerçekten akıcı bir roman. İnsan merak ediyor ama ümidimi kıran şeyse hep tahmin ettiğim şeylerin çıkmasıydı. Tahmin ettiklerimde çıkınca heyecanım yok oluyordu. Onun haricinde gerçekten güzeldi ama ahım şahım bir kitap değil. Biraz kafa dinlemek için okunabilir çünkü insanı çekiyor. "Diğer bir bölümde ne olacak acaba?" diyiveriyor insan. Tavsiye eder miyim ederim tabii.