Geçtiğimiz haftalarda kaybettiğimiz primatolog ve hayvan koruma uzmanı Jane Goodall 1960’lı yıllarda şempanzeleri gözlemlemek üzere Afrika’ya gönderilir. Tabi kendi isteği ile. Çünkü bu onun çocukluk rüyasıdır. Yıllarca bunun hayalini kurar. Ve bir gün bu rüyası, hayali gerçeğe dönüşür.
Bu kitapta yazarımızın şempanzeler ile ilgili gözlemlerini, Afrika anılarını, deneyimlerini birinci ağızdan okuyoruz. Tabi bu, buraya yazıldığı kadar kolay bir iş değil. Yazarımız zorluklarla, mücadelelerle dolu aylar, yıllar geçirir. Zamanla şempanzelerle daha yakın temas kurar. Onlara sayı değil birer ad verir… David Graybeard, Goliath, Flo, Mike, Figan, Olly, Fifi, Flant, Mr. McGregor ve daha nicesi. Hepsini bir adı, kişiliği, duyguları var tıpkı bizim gibi.
Yıllara yayılan bu değerli çalışma bilim dünyasına büyük katkılar sağlar.
Kitap ilk başta çok akıcı iken sayfalar ilerledikçe daha durağan bir hale geliyor. Yer yer sıkıcı olsa da geneli itibariyle çok güzeldi.
Halen yaşayan en yakın akrabalarımıza ilişkin yapılan gözlemlere dayanan bu kitap; en yakın akrabalarımızı tanımak, onları anlamak, benzerliklerimizi ve farklılıklarımızı ayırt etmek adına kesinlikle okunmayı hak ediyor.