Osmanlının son zamanlarında adam kayırma maalesef haddi aşmıştır. Ancak devlet işinde kayırma olmaz,
liyakat esastır. Osmanlının tarihsel geçmişine baktığımızda padişahların büyük çoğunluğu son zamanlara
kadar adam kayırarak iş yapmamış, iş yapacak adamları kayırmıştır.
Sultan II. Abdülhamid, Türklüğe değer verir, yüreğinde Türk olmanın iftiharını her zaman duyardı. Bu
durumu vurgulamak için hemen hemen bütün kaynaklarda daima şu hadise örnek gösterilir... Yıldız Sarayında bir Türk bahçıvan, bahçedeki çiçekleri sulamakta
iken oradan geçmekte olan Arnavut asıllı subayın üzerine su sıçratır... Bunun üzerine subay;
– Dikkat etsene pis Türk! Diye tepki gösterir... O
zaman hadiseyi pencereden seyretmekte olan Padişah
subaya döner;
– Unutma ki ben de bir Türküm! diye müdahalede
bulunur
Toynbee'nin ifadesi ile ; "1922 de Türkler kendileri son Osmanlı Türk Roma İmparatorluğunu tahttan indirdiler." . Böylelikle Türkler, dünyanın son evrensel devletine kendi elleriyle son verdiler.
:(((
Batı dünyası "Doğu Roma" adından ziyade "Bizans" adını tercih etmesinin nedeni elbette ki Yunanlıları Türklere tercih etmelerinin yanı sıra bir algı değişikliği yaratmaktır. Osmanlı'dan önce batı'nın son evrensel devletini Müslüman Türklerin yok etmesini bir şekilde unutturmak istiyorlardı. Roma'nın evrensel mirasının Türklere geçtiği düşüncesi batılıların kolaylıkla kabul edebileceği bir şey değildi.
Osmanlı Hanedan Âilesi’nin, ilk ferdinden son hükümdârına kadar Türkçeye sâdık kaldıkları muhakkaktır. Sultan Abdülhamîd’in Türkçeciliği konusunda da şunları söyleyebiliriz:
Sultan Abdülhamid devrinde hükümet aldığı kararla, Sade Türkçe yani içinde Arapça ve Acemce bulunmayan veya çok az bulunan makalelerin yayınlanmasını yasakladığı, “Dil konuları yasaktır, diye bir Padişah buyruğu çıkarılarak Türkçülerin susturulduğu söylenmektedir.
Evet, Sultan Abdülhamid devrinde dilde ve tarihte Türkçülük akımının kontrol altına alınmaya çalışıldığı doğrudur. Çünkü bu amaçla çalışan bazı kesimlerin bunu kültürel değil siyasi bir amaç olarak uzun vadeli hedeflerinin bir aracı olarak kullanmasından çekiniliyordu.