Amin Maalouf sadece bu eserinde değil başka eserlerinde de kimlik, aidiyet duygusu hep ön planda. Kimlik üzerinden yapılan siyasetin savaştan başka bir şey getirmediğini kitapta apaçık bir şekilde görüyorsunuz. Konuyu özetlemek gerekirse Osmanlıya dayanan baba, yahudi bir kadının oğlu olan İsyan Kitapdar adlı kişinin doktor olmak için gittiği Fransa'da Nazilere karşı savaşan direniş örgütlerine katılması (oysaki bunun için ne kadar da savaş vermişti babasına karşı ben isyancı devrimci olmayacağım diye bazen yazılan durumlar vardır onları yaşamak zorunda kalırız.) Sevdiği kadın ile direniş örgütünde tanışıp evlenmesi ama Arap-İsrail savaşları yüzünden sevdiklerinden ayrı kalması üzerine anlatılıyor.
Kısaca özetlediğim bu kadarı olsa da eserde daha fazlası var İsyan olayların çaresizliğinden kardeşinin hırsından dolayı kendisini bir tımarhanede buluyor. 20 yıl babasını görmeyen bir kız ve sevdiğini göremeyen bir genç kadın hüzünlü bir hikayesi…
Kurgusunu ne kadar beğensem de zengin bir içeriğinin olmasına rağmen kısa kesip basite kaçtığını düşünüyorum.
Yine de okumaya değecek güzel bir eser.
İyi okumalar dilerim.