Tugay komutanı ile aramızda şöyle bir konuşma geçti!
- “Musa Anter, Allahını seversen birşey söyleyeceğim, doğru
cevap ver.”
- “Efendim, yemin vermeyin. Ceza hukuk usulünde sanığa yemin teklif edilmez. Soracağınızı sorun. Soru lehime ise cevap veririm. Aleyhime ise elimden geldiği kadar idare ederim.”
- “Yok, vallahi öyle değil... Acaba sen insanların, mukaddes kitaplarda okuduğu gibi Adem ile Havva’dan türediklerine mi; yok-
sa, Danvin’in dediği gibi hayvan tekamülünden mi geldiğine inanıyorsun?”
- “Efendim, ben Türk Ceza Kanununun 163. maddesinden buraya gelmedim. Bu sorduklarınız benim branşım dışında kalır.”
- “Hayır, hayır. 141-142 seninle başa çıkamıyor. Sen bunu anlat.”
- “Pekâlâ.. Bu hususta ben hiçbir mukaddes kitaba inanmıyorum. Ne Zebur’a, ne Tevrat’a, ne Kuran’a... Çünkü bu kitaplarda
denir ki, ‘Allah Cebrail’i dünyanın yedi iklimine göndermiş. Her
birinden bir miktar toprak getirtmiş. Çamur yapıp buna insan
şekli vermiş. Sonra üfleyerek, Ademi yaratmış. Havva’yı da,
Adem’in kaburga kemiğinden yaratmış ve bunların birleşmesinden insanlar türemiş!’ Buna göre, insanlar Allahın eli ve ustalığı
ile yapılmıştır. Ben buna inanmıyorum. Rafael’in, Michelancelo’nun, Picasso’nun dahi adi eserleri yoktur. Peki, eğer insanlar
Allahın eserleri olsaydı, böyle sahtekar, vicdansız, zalim ve canavar olurlar mıydı hiç? Haşa, ben Allahı, insanı kendi eli ile yaratmaktan tenzih ederim... Ama hayvandan geldiğine inanıyorum.
Çünkü milyonlarca yıl geçtiği halde, ecdadımız olan hayvanların
bizde çok kalıntısı kalmıştır.”
- “Nasıl olur?”
“Baksanıza; eşekler, katırlar tekme atar, biz de atarız. Aslan,
kaplan pençe vurur; biz de yaparız. Köpek, ısırır; biz de ısırırız.
Kedi, tırmalar; biz de tırmalarız. Tüm hayvanların güçlüsü zayıfına zulmeder, biz de yaparız.”
Orada bulunanlar