İnsanın hayatında yaşayacağı en muazzam zihinsel süreç; arayışta olmaktır.
Bir arayışa girmeyen, bulduklarını yeterli ve doğru kabul edip hiçbir şeyi sorgulamadan yaşayan kişi, bütünüyle özümseyeceği kendi doğrularını bulamaz. İnsan arayış yoluna girerse yolun sonunda onu mutlaka bulacakları bekler. Allah, arayanı bulma mükafatından mahrum bırakmaz.
Acıya talip olup iradeyi öğrenmek tekamüldür. Ayette geçen "bir topluluk kendini değiştirmedikçe" ifadesindeki değişim, kişinin o acı evresini bizzat deneyimleyerek yaşaması ve iradeyi öğrenmesidir. O eşiği atlamayanlar Allah'ın değiştirdiği kişilerden olmaya talip olamazlar.
İradesizlik hastalığının kişiye davet ettiği bir başka patolojik durum ise hayalciliktir. Kendi kararlarını hiçbir surette sürdüremeyen iradesiz kişi, bazen de hayatını hayallerinde yaşamaya başlar, ulaşamadığı yaşamın hazzını kurguladığı hayallerden toplamaya çalışır. Bir gün hayalindeki gibi bir yaşam süreceğini düşünerek halihazırda gösterdiği tembelliğin ona verdiği acıyı bastırmaya çalışır.
Bazılarının ibadetten çok zevk aldığına tanıklık ettiğimiz gibi , etrafımızda hayırların yaygınlaşması için üstün bir çaba gösteren insanlara da şahit oluyoruz. İşte bu tutum da mutmain kalbin bir özelliğidir. Onların çabalarının ardındaki temel motivasyon , yaymak istedikleri değerlere karşı kalplerinin mutmain olmasıdır. Bu itminan hali çoğu zaman hayrı büyük büyük bir şevkle organize etmek yönünde kişiyi güdüler. Çünkü gerçek anlamda mutmain olduğumuz şeye insanları çağırmak isteriz. O halde hayra teşvik etmek ve hayrı organize etmek zikrin ve ibadetin önemli bir parçasıdır.