fatmanur

“Ceza sadece hayatın acılar içinde geçmesi olmayabilir. Uzun yaşayan her kimse sevdiği nice kişinin ölümüne şahitlik etmiştir. Hatıralar çoğu kez bize işkence eder.” İsmet Özelİsmet Özel
Reklam
Hilkatte kusur yoktur. Yaratılışın yanlışlıkla malul olmadığını kavrayacak kadar uzun yaşamamız lehimizedir. İlk fırsatta içimizdeki çocuğu öldürmeli, haramı değil, helâli seçtiğimizi ortaya koymalıyız. Bu suretle hepimiz Leibniz’in yaptığı gibi mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı kabul edebiliriz. Bu kabulümüz eğer tercihimizi haramdan yana yapmış isek, yani imandan nasibimizi alamadıysak dünyayı cennet gibi görmemize sebep olabilir. Oysa dünya Müslim veya gayri-Müslim herkes için en azından bir sürgün yeridir. Mü’min Âdem ile Havva’nın kovulmuş olmasalar bile cennetten çıkarılarak dünyaya gönderildiğine inanır. Doğduğumuz anda karşımıza dünya bütün sakatlığıyla çıkar. Sakatlığı fark eden bir sorumluluk altına girer. Mü’mini dünyada yerinden edilmiş her şeyi yerine oturtma görevi bekler. Kıyamet gelecek ve fakat andığım görevin tamamlandığı gün gelmeyecektir. Türkler kimlerdir? Batı dünyası karşısında İslâm’dan soyutlanmış bir Türk istiyor. Böylece ellerine tarih sahnesine çıkamamış bir Türk geçecek. Tarih sahnesine çıkmamış Türk’e varılınca tarihin kartları yeniden karılacak. Descartes’tan sonra tarihin kartları bilimin elinde karılmıştı. Tarihin kartlarını karma işini bilim teknologiye mi bırakacak? Eğer öyle olursa “vasıf sahibi olmak” kavramı da dilimizden sakıt olacak. Vasıflardır hepimizi dine ısındıran. Dine vasıflara sığınır gibi sığınırız. Demek ki, vakit gözleri ufka dikme vaktidir. Ufukta takvadan daha değerli bir şey göremeyeceksiniz. Takva sakınma demektir. Biz Müslümanlar ağzımıza bir yiyeceği veya içeceği götürdüğümüzde besmele çekeriz. Bu demektir ki bir Müslümanın Allah’ın kâinatta tesis ettiği düzene itirazı yoktur. Bir şey yiyor veya içiyorsam bunu Allah’la savaşmak için değil, kulluğumu yerine getirmek, belimi dik tutmak için yapıyorum.
ruh kemale aşıktır
“yani ruh her şeyde mükemmelliği, en üst düzeyi arar. bir şeyin kemalini öğrenince hemen oraya akıverir. gördüğü kemalin kuvvetine göre de zevk duyar. dolayısıyla bir şeyde kemali görebilmek için kemali tanıyabilme yeteneğinin korunmuş olması ve ruhun kemal arayışının önünün de nefsani tutkularla tıkanmamış olması gerekir.” Fatma BayramFatma Bayram
O'nun rububiyet sıfatlarına asıl ve kendinin kulluk vasıflarını bil -ona göre davran- ne zaman ki için yüce Allah'ın esma-i hüsnasının manalarına güvenerek bağlanır, dışın da şeriatın hükümleriyle süslenir, işte o zaman Allah'ın vasıflarına yapışmış. kulluk vasıflarını bilmiş, kendine değil yüce Allah'a güvenir hale gelirsin. işte makam budur. Allah cümlemize nasip eylesin.
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter.. ص-
Reklam