Dönemin Amerikasındaki yaşam tarzını, insanları sosyal durumu ve zenci ayrımcılığını küçük bir kızın gözünden aktarmış yazar. Altı çizilecek felsefi, hukuksal cümleler de barındıran kitap edebi yönünden ziyade dönemi iyi fotoğraflamış olmasıyla ön plana çıkıyor.
İlk bir kaç bölüm boyunca kitaba girmekte zorlansam da ileriki bölümlerde bu tutukluk ortadan kalkıyor. Kitabı; akıcılık, anlatıcılık yönünden ziyade otuzlu yılların Güney Amerikasını daha yakından anlamamı sağladığı için beğendim...
"Yüzyıllık Yalnızlık" ve "Kırmızı Pazartesi"ndeki tadı bulamadım. Biraz baharatı eksik katılmış yemek kıvamında. Kitabın içeriği adı kadar çarpıcı gelmedi bana...