Tac Mahal... Taşın aksi suya yansır burada. Yaradan’ın
yansıması insana. Aşk, kalp ağrısında bulur aksini.
Hakikat ise hikâyelerde. Hepimiz aynı görünmez gök
kubbenin altında yaşıyor, didiniyoruz. Zengin ve fakir,
Müslüman ve vaftizli, kadın ve erkek, efendi ve köle,
sultan ve filbaz, usta ve çırak... Bütün ayrımların ortadan
kalktığı bir hal var, tekmil sesler kubbede toplanıp som bir sessizliğe dönüştüğünde. Belki de kainatın merkezi yerin
altında değil, üstünde: Kubbede.
Tac Makal... Taşın aksi suya yansır burada. Yaradan’nın yansıması insana.
Aşk, kalp ağrısında bulur aksini. Hakikat ise hikayelerde.
Hepimiz aynı görünmez gök kubbenin altında yaşıyor, didiniyoruz. Zengin ve fakir, Müslüman ve vaftizli, kadın ve erkek, efendi ve köle, sultan ve filbaz, usta ve çırak... Bütün ayrımların ortadan kalktığı bir kal var, tekmil sesler kubbede toplanıp som bir sessizliğe dönüştüğünde. Belki de kâinatın merkezi yerin altında değil, üstünde: Kubbede.
Sayfa 469 - Doğan Kitap: 1.Baskı Aralık 2013 / Çeviren: Omca A. Korugan (Yazarla birlikte)·Kitabı okudu
Cihan hazırlıklıydı. Anlatacaktı. Prenses bir leylağın altında, filbaz yerde iki büklüm; prenses bakışlarını oğlandan ayırmadan, oğlan ona bir kez olsun bakmaya cesaret edemeden, hem bu kadar yakın hem böylesine ayrı... Her şey sadece şu anda ve buradaydı. Dünyanın bir kalbi varsa eğer, Cihan emindi o ağacın altında attığından.