Huzur
Huzursuzluğun Kitabı
Tatar Çölü
Suyu Arayan Adam
Godotyu Beklerken
Yabancı
Tutunamayanlar
Erbain
Leyla ile Mecnun
Gibi
open.spotify.com/track/7BPshDxKS...
Hava soğuk ve pırıl pırıldı. Çamurlu loş sokakların, kapkara damların üzerinde simsiyah ama yıldızlı bir gök vardı. İçindeki duyguların yüceliğiyle karşılaştırılınca dünyada var olan her şeyin insanı yaralayan sıradanlığını ancak göğe baktığı vakit hissedebiliyordu. Artbatskaya Alanı’na girince, gözlerinin önüne uçsuz bucaksız yıldızlı bir gök seriliverdi. Bu göğün hemen tam ortasında, Pireçistenskiy Bulvarı’nın üzerinde, dört bir yanı yıldızlarla çevrili ama dünyaya onlardan çok daha yakın duran, yukarı doğru kıvrılmış uzun bembeyaz kuyruğuyla 1812 yılının kuyruklu yıldızı görünüyordu. Dendiğine göre bu yıldız, dünyanın felaketli sonunun habercisiydi. Ama ışıklı uzun kuyruğuyla o aynı yıldız, Piyer’in içinde hiç korku uyandırmadı, tersine, sonsuz boşlukta bir eğri çizip anlatılmaz bir hızla evrene saplanmış bir ok gibi beğendiği yerde duran ve sayısız yıldızın arasından kuyruğunu yukarı doğru fışkırtıp beyaz bir ışık saçarak parıldayan o yıldıza umutla baktı. Bu yıldız ona, içindeki körpe, yumuşak duyguların ve yeni bir ürperişle dolu ruhunda çiçek açan bambaşka bir yaşamın işareti olarak görünüyordu.