Akın Akbulut

Akın Akbulut
@finansbey
Borsa, kripto, kitap, gezi, tarih
A.Ü. iktisat
Muğla/ortaca
1 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Tâhir
1929 yılında az topraklı bir ailede dünyaya gelen Fakir Baykurt, Gönen Köy Enstitüsü'ne kayıt olabilme serüvenini şöyle anlatır: "Anam küllü suyla sırtımı başımı yıkadı. Söküğümü yırtığımı yamadı. Ekmektir, katmerdir yaptı. Bizden önce enstitüye gidenlerin ana babasıyla konuştu. Hiçbir şeyim eksik olmasın istiyor. Sultan halama sarı çal bezinden ceket diktirdi. Orada işime yarayacak defterleri, en başta şiir defterimi yanıma aldım. Ertesi gün Musluların Kel Hasan, Hamide halamın ikizleri Badı Hasan ile Hüseyin; Rızalar'ın damın ardında buluştuk. Daha gün doğmamış. Yol arkadaşlarımdan kimse gelmemiş. Diğerlerinin yanından üç adım ayırdı beni anam: "Bak, gidiyorsun, güle güle! Bundan sonra sana ekmek elden, su gölden! Artık ne de olsa rahata çıkıyorsun. Sığır hergele ile bir dünya iş bize kalıyor. Sen büzüğünü sıkıp yalnızca okuyacaksın. Sınıfta kalmak, kaçıp gelmek yok. El içinde gülünç olma, bizi de gülünç etme! Bir daha diyorum, büzüğünü sık! Eğer okumadan döner gelirsen, seni parça parça doğrar, her parçanı kulağın kadar küçük yapar, adak gibi köyün köpeklerine, pişiklerine üleştiririm! Ona göre düşün; Bak bir daha söylüyorum, eğer dönüp geleceksen gitme, hemen buracıktan dön! Anam demedi deme sonra! Ona göre git, gideceksen! Haydi yolun açık olsun, güle güle git!" Anamı bilirim. yaparım dediğini yapar. Sabahın beşi mi altısı mı? Köyümüzün günlük yaşamı başladı bile. Dağa, değirmene giden erkenciler var. "Git Tahir git, kurtul rezillikten! Paçası bağlı tavuk gibi sürünme bizim gibi, git kurtul!" diyorlar. Yol arkadaşlarım geldi sonunda. Onları bana emanet ediyorlar. Burdur'a kadar ağabeyim götürecek. 50 km gideceğiz. Hiç oyalanmadan yürürsek 10 saat. Ötesini trenle gideceğiz. Anam az önceki sert kadın değil; Islak, sıcak dudaklarını gözlerimden bir süre ayırmadı.
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
FELSEFE DIOGENES (DİYOJEN) VE LAHANA Çoğumuzun "benden bir dileğin var mı?" diye soran Büyük İskender'e : "gölge etme,başka ihsan istemem !" dediği için bildiğimiz Sinoplu Diogenes'in lahanayı çok sevdiğini bilmiyor musunuz? Kinik (çileci) felsefenin önde gelen temsilcisi Diogenes'in yaşadığı dönemde (M.Ö. 404-M.Ö.323) farklı felsefi akımlar da var. Bunlardan biri de,insanların dünyaya keyif almak için geldiğini savunan hedonist (hazcı) okul.Bu okulun önde gelen düşünürü, Sokrates'in de öğrencisi olan Aristippos devrin hükümdarının yağcısı olduğundan ömrü saraylarda geçerken,gariban Diogenes ise dere kenarında bir fıçı içinde yaşamaya çalışıyor… Diogenes bir gün lahanalarını derede yıkarken yanından geçen Aristippos ona şöyle seslenmiş: – “İnsanlar arasında yaşamasını bilseydin,böyle lahana yıkamazdın!” Sinoplu filozof, rakibine dönerek o müthiş cevabını vermiş: – “Lahana ile yaşamasını bilseydin,bir zalime dalkavukluk etmezdin!”👍👏👏 (*) Tablo Jean-Léon Gérôme ,Fıçı içinde Diogenes,1860
Bana güven, ama önce kendine güven ve herşeyi benden istemeyi bırak; Bana işimi nasıl yapacağımı sen mi söyleyeceksin? Benden korkmayı da bırak; Çünkü ben öcü değilim ve seni yargılamıyorum, seni eleştirmiyorum, sana sinirlenmiyor, seni rahatsız etmiyorum, asla seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir..
Anarşizm
Hangi koşullar altında olursa olsun diktatörlüğe maruz kalan bir Halk kaçınılmaz olarak faydalı başkaldırı alışkanlığını, hatta içgüdüsünü büyük ölçüde yitirir.........kendi içinde ve özünde köle bir halka dönüşür..
Sayfa 32