Amerikan filmlerinin katillere ilham verip veremediğini de düşünmüştü. Amerikan filmlerini tüm dünyada milyarlarca insan izliyordu. O zaman başka ülkelerde de bu filmleri izledikten sonra gençlerin eline silah alıp okul basmaları, seri katillerin ortalıkta fink atması, Neo-Nazi gençlerin beyzbol sopalarıyla Amerika'daki gibi evsizlerin kafataslarını patlatmaları gerekiyordu.
“Aşkımızı ilan ederek, yani sevdiğimize yüksek sesle dile getirerek, eksiğimizi veririz. Kendimizde bir şeyin kayıp olduğunu, eksik bir varlık olduğumuzu, tüm varlığımızla bir şeyi istediğimizi beyan ederiz. Böyle olduğu halde partnerimize varlık ve tamlık hissi vermeyi başarırız. Aslında (partnerimize) sahip olmadığımız şeyi hediye ederiz. Daha doğrusu, bizde eksik olan şeyi bir başka şeye çevirir, o kişinin buna iyi bakmasını isteriz. Bu ötekinin bizim eksiğimize burun kıvırmayacağını ya da onu ayakları altına almayacağını umarız. Açıkçası bazı insanlar diğer insanların onların varlıktaki-eksiklerini ya da eksik varlığını reddedeceğinden o kadar korkarlar ki onu açığa çıkarmaya, göstermeye, vermeye çekinirler. Bu durum, sevgisini ilan ederken duyulan bütün endişelerle yakından ilgilidir: “Seni seviyorum” demek “Ben eksiğim ve sen benim eksiğime sesleniyorsun” demektir.”
Çocuk ebeveynlerinin söylediklerinde deşifre edilemez olanı yakalar.Çocuğun ilgisi ebeveynlerin sözleri arasındaki mesafede yatan belli bir şeye yöneliktir.Annenin söylediklerini neden söylediğini çözmek için satır aralarını okumaya çalışır:X’ten söz ediyor, iyi de bana bunu neden anlatıyor?Benden ne istiyor?Daha da genelde, bu kadın ne istiyor?Lacan’a göre çocukların bitmez tükenmez”neden?”leri birtakım şeylerin nasıl işlediğine ilişkin doyumsuz bir merakın işareti olmaktan çok, bu şeylerin nereye oturtulacağına,sahip oldukları önceliğe,ebeveynlerinin gözündeki değerine ilişkin bir ilgidir.