Yazdığım şiirleri paylaşıyorum. Duygularıyla düşünen biriyim.
Sanat, müzik, edebiyat ve psikoloji…
Hayatı sorgulayan, iç dünyasıyla yaşayan bir yolcuyum.
(İstekler davet amaçlıdır .)
Sevgiye açlık + Aşırı bağlanma arzusu + Terk edilme korkusu + Kaç-gel çelişkisi
“Seni seviyorum ama yaklaşma.
Yaklaştıkça çok bağlanıyorum.
Çok bağlanırsam kontrolden çıkarım. Dengemi yitiririm.
Sonra seni kaybederim.
Sonra mahvolurum.”
Kitap nereden gelmiş bilmiyorum, burda alıntı yapan bir okuru görünce kitaplığımda da olunca okuyayım dedim. Artı burda ki yorumlar da etkili oldu ama 41. Sayfada artık pes deyip bıraktım. Kadını o şekilden bu şekilde sokmaya çalışan, feminizmi kadın savunuculuğu gibi yazan bir kitaptan ne beklenir ki. Aşırı derecede saçma sapan düşünceler var sürekli akıllı kadın onu yapar akıllı kadın bunu yapar tarzında. Girişte bir de kadının insan gibi görülmesi gerektiğini yazmış ama ilerleyen sayfalarda kadın cinsiyet rolünü yükleyerek kadını ötekileştirmiş. Çok mecbur kalmadıkça erkek tek eşli olmaliymiş, mecburiyetten kasti ne acaba. Kadının çok eşliliğini ise hayat kadını ve geyşalıkla eş tutup eleştirmiş. Dediğim gibi bu kitap nereden geldi hatırlamıyorum kaldı ki asla yazarını araştırmadan kitap satın almam. Önerim önce araştırın sonra para verin yazık etmeyin paranıza 1 TL bile olsa.
İnci Aral'ın yazdığı ilk roman olan Ölü Erkek Kuşlar 1992 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmıştır.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Roman, muhteşem bir psikolojik tespitler yığını. İnci
muhteşem bir kitaptı saatler içerisinde bitirdim bugün. Satır aralarında o kadar derin, ince tespitler var ki büyük bir heyecan ve şok içerisinde okudum. İlk defa inci aral'ın bir kitabını okuyorum. Sizin incelemenizi okuduktan sonra daha farklı bir boyut kazandı gözümde.