Yazdığım şiirleri paylaşıyorum. Duygularıyla düşünen biriyim.
Sanat, müzik, edebiyat ve psikoloji…
Hayatı sorgulayan, iç dünyasıyla yaşayan bir yolcuyum.
(İstekler davet amaçlıdır .)
SEÇİLMİŞLİK YANILGISI:
Belki de insan layık olmadan gördüğü ve bu nedenle var gücüyle bir hak olarak sahip çıktığı anne bakımı yüzünden ilk kez seçilmiş olma yanılsamasına kapılır.
Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine giren Yavaşlığm derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.
Teknoloji devriminin insana armağan ettiği bir esrime biçimidir hız.
Duyguların ilk karmaşasından sonra, aşk isteğinin henüz olgun bir meyveye dönüşmediğini göstermek gerekti; bedelini yükseltmek ,onu daha arzu edilir duruma getirmek gerekti; bir düğüm, bir gerilim, bir geciktirim yaratmak gerekti.
Konuşmak zaman doldurmak değildir, tersine, zamanı konuşma düzenler, zamanı yöneten konuşmadır ve uyulması gereken yasaları o koyar.
Acı çekmeyen kimse haz duyar. Buna göre, demek ki hazcılığın temel bilgisi acıya dayanmaktadır: Acıdan uzak kaldığımız oranda mutlu oluruz...
seçilmiş olma duygusu her aşk ilişkisinde vardır. Çünkü aşk, tanım olarak, hak edilmemiş bir armağandır; hak etmeden sevilmek, gerçek aşkın eksiksiz kanıtıdır..
Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları?
Düşünce üretmesinin ve bunları geliştirmesinin bir tek nedeni var yaptığı işten haz duymak.
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.
Epiküros şöyle yazar: "Aklı başında insan savaşla ilişkili hiçbir şey yapmaya kalkışmaz."
“Motosikletinin üzerine yumulmuş giden insan bu gidişin somut bir saniyesine verir kendini
Değersizlik duyguları yaşayan bir insan, ilişkilerinde tutarsızdır.
İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlıktır. Bu çelişki kendisini ve diğer insanları anlayabilmesini güçleştiren en önemli etmenlerden biri olmuştur.
Dünyada iki tür insan vardir: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler.
Değersizlik duyguları yaşayan bir insan, ilişkilerinde tutarsızdır.
Bir insanı önce yüceltip daha sonra onu devirmeye çalışmak toplumumuz bireylerinde oldukça sık görülen bir olgudur.
Başkalarını güçsüz bırakmak için güç kazanma çabasında olan biri ise aslında başkalarına güçsüz görünmekten ya da güçsüz yönleriyle yüzleşmekten korktuğu için böyle bir mekanizma geliştirmiştir.
İnsan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir ; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur.
İlişki bir sanattır ve bu konuda karşı cinsle olan ilişkilerde genel olarak insan ilişkileri birbirinden soyutlanamaz
İnsanları gerçekten seven biri, bunu sürekli dile getirme gereğini duymaz, sevgisini yaşantıya çevirir.
Bazı kişiler ise diğer İnsanların sorunlarıyla özellikle ilgilenirler; kimin derdi olsa, nerede bir acı yaşansa orada belirirler. Normal insanın yardımseverliğinden farklı olan bu tür tutumlarda üstü kapalı bir sadistlik öğesi bulunur ve kişi diğer insanları zor durumda ya da acı çekerken görmekten ötürü dolaylı bir doyum sağlar.