“Ölü ruhlar sadece ölümü hayal eder,” dedi Diriltici, İmparator’a. “Küçük adamların küçük hayalleri. Dünyaları dolduran hayatın kendisidir. Seni ya hayat yönetir, ya ölüm .
Kendine bir bak. Sen küllerin efendisisin. Kirli zaferinin tadını çıkar, Joram, zira başka bir zafer göremeyeceksin. Sen bir hayaletler ülkesinin kralısın ve sonsuza dek öyle kalacaksın.
Neden bizi rahat bırakmıyorlar? diye bağırmak istedi, ama yapmadı. Bunun çocukça olduğunu biliyordu. Dünyanın bütün savaşları ve nefreti onun anlayamayacağı kadar büyüktü.
Sveva, bu düzende ışık huzmeleri arasında dolanan şu pervaneler ya da yusufçuklar kadar önemsizdi.
Hayır, önemliyim, diye söylendi. Sarazal da öyleydi.
Pervaneler, yusufçuklar, sarmaşıklar, şu m inicik ve kusursuz yıldız çiçekleri, hatta etini ısıran, bit gibi böcekler bile önem liydi. Yaşamaya çalışan her şey.
Rath da önemliydi. Nefesi ömrü boyunca yediği kanlı ve kemikli yemekler gibi koksa da öyleydi.
Hayatında tanıştığın tüm insanları hayal et. Çok fazlalar. Dalgalar halinde geliyorlar, gelgitle içeri girip çıkryorlar. Bazı dalgalar çok daha büyüktür ve diğerlerinden çok daha fazla etki bırakırlar. Bazen dalgalar denizin dibinden, derinlerden bir şeyler getirirler ve bunları sahile atarlar. Kumların üzerinde, akıntı çekildikten sonra bile dalgaların bir zamanlar orada olduğunu kanıtlayan işaretler. Atlas, beni sevdiğini söylerken, bana bunu anlatıyordu. Bana hayatında rastladığı en büyük dalga olduğumu söylüyordu. Kendimle birlikte o kadar çok şey getirmiştim ki, akıntı çekildikten sonra bile etkilerim her zaman orada olacaktı.