Sûretlere baktığımızda onların şekil, sûret veya mizaç yönünden birbirlerine benzemediğini görürüz ve" Bu, öbüründen başkadır"deriz; ama "cevher"yönünden bakılırsa, hepsi aynıdır.
Akıl, fikir yürüttüğünde kuşkunun etkisi altındadır ve varlıkların gerçek yönlerini anlamaktan acizdir.
Çünkü akıl çoğunlukla, "illet kendinden meydana gelen ma'lülün ma'lülü olmaz" der.
Sen, nefsimi öldürdüm demekle onu öldüremezsin. Duygular onu yok etse bile, o yine diridir. Bunun gibi, öldürülmek istenen bir şey sûret olarak öldürürse bile, onun aslı yok edilemez. Çünkü öldürdüğün şeyin sûreti/bedeni toprağa karışıp yok olur, ama ruhu/özü/hakikati Allah'a dönüp sonsuza kadar diri kalır.
İnsanoğlu, Allah'ın indirdiği hükümlere hep kuşku ile yaklaşmıştır. Bu nedenledir ki kuşku/şüphe, insanda akıldan daha baskın bir güce sahiptir. Akıl sahibi bir insanın aklı ne kadar olgun olursa olsun, yine de algılamasında ve kararlarında kuşkunun etkisinden kurtulamaz. Şu hâlde kuşku, insanın gelişmiş ve olgun zamanlarında bile onu emri altında tutan en büyük güçtür.
Şu halde ey dost! Sen; her ne kadar isimlerin sayısı, manaları ve etkinlikleri çok ve değişik olsa da, Allah'ı hangi ismi ile anarsan an, O'nu, bütün isimleri ile birlikte anıyorsun demektir.