Allah'ın istemesinin ne zaman ve nasıl olacağını bilmek isteyen kullar, sürekli huzurda bulunan kullardır. Bu nedenle çoğunlukla Hakk'ın kendilerine vereceklerini bilirler. Bilgileri de onların istidat ve kabiliyetlerine göredir.
Bunlar da iki kısımdır.
Birincisi verilecek ihsandan, hediyeden kendi yeteneklerini bilir;
Diğer kısım ise, yetenekleri vasıtasıyla verilen hediyeyi bilirler.
İkinci kısım yetenek olarak diğerlerinden daha olgun ve üstündür. Bunlar acelecilik ve muhtaçlığı dolayısıyla değil de, Yüce Allah'ın "Bana dua ediniz ki dileklerinizi kabul edeyim" buyruğuna uyarak kullukları nedeniyle bağış ve ihsan dilerler.
Bunlar hâlis kullardır...
Kul, dilediği şeye ancak istedikten sonra ve Allah'ın dileyip istemesinden sonra kavuşur. Bu durumda derler ki "Allah'tan istediklerimiz onun dilediği şekilde olsun."
Böyle olunca onların isteği Allah'ın isteğine dönüşür.
Allah'tan bağış ve ihsan dileyenler iki kısımdır. Birincisi acelecidir. Dileğinin hemen kabul edilmesini ister. Zira," İnsan aceleci yaratılmıştır."
İkincisi ise, istediklerinin Yüce Allah'ın istemesine bağlı olduğunu bilirler.
Bil ki, şu dünya aleminde Yüce Allah'ın bizlere sunduğu hediyeler elimize geçsin ya da geçmesin iki yönden gelir. Birincisi Allah'ın zatı tarafından, ikincisi isimleri tarafından gelen nimet ve hediyelerdir.
Bunlar farklıdır ve bu fark ancak ilahi anlayış sahipleri tarafından bilinir.
Allah'ın Zatından gelen ikramlar, kulların istemesine gerek kalmayan ikramlardır.
Allah'ım isimleri yönünden gelen ikram ve ihsanlar ise, kulların Arzu ve isteklerinin karşılanmasıdır.
Kaynağı yönüyle aralarında fark yoktur.